Son Dakika Yeni
  • 07:08 CHP'nin Sahte Erbakan Sevgisi Her ayın ilk çarşamba günü toplanan Burdur Belediye Meclisi'nde ek gündem maddesi olarak sunulan Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın isminin Burdur'da bir caddeye verilmesi, CHP meclis üyeleri tarafından gündeme alınmadı....
  • 21:31 İtalya'da yoksulluk tırmanıyor Koronavirüs salgınından en çok etkilenen ülkelerden İtalya'da yoksulluk son 15 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Ülkede, 5,6 milyon kişi mutlak yoksulluk sınırı altında yaşıyor....
  • 20:33 10 şehit var Milli Savunma Bakanlığı Bingöl'den kalkan askeri helikopterin kaza kırıma uğradığını, 9 personelin şehit olduğunu, 4 personelin yaralandığını duyurdu....
  • 20:15 BAE'nin Etihad Hava Yolları, 2020'de büyük zarar etti Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) ait Etihad Hava Yollarının geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri nedeniyle uçak seferlerinin askıya alınması sonucu 1 milyar 700 milyon dolar zarar ettiği belirtildi....
  • 06:20 ABD'de Ordusunda aşırı sağ Kongre’nin talebiyle hazırlanan ve dün yayımlanan raporda, "beyaz milliyetçi grupların şiddet potansiyeline" sahip olduğu, ordunun disiplin ve düzenini tehdit ettiği kaydedildi....
  • 00:40 darbe karşıtı gösterilerde 50'den fazla kişi öldü Birleşmiş Milletler (BM) Myanmar Özel Temsilcisi Christine Schraner Burgener, darbe karşıtı gösterilerde sadece bugün 38 kişinin öldüğünü ve şimdiye kadar 50'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi....
  • 12:41 Danimarka'ya 94 mülteci çok geldi Danimarka, Suriye’nin başkenti Şam ve civarının artık güvenli olduğunu belirterek 94 Suriyeli mültecinin oturma izinlerini iptal etti. Alınan karara göre, mülteciler sınır dışı etme kamplarına gönderilecek ama ülkeden ayrılmaya zorlanmayacak....
  • 12:19 Carolina eyaletinde kurşuna dizme yasalaştı ABD'nin Güney Carolina eyaletinde mahkumların kurşuna dizilerek infaz edilmesini öngören yasa tasarısı, senatodan oy çokluğuyla geçti....

O Halde Meseleyi Nasıl Doğru Anlayabiliriz?

O Halde Meseleyi Nasıl Doğru Anlayabiliriz?
Faruk Beşer

Dini doğru anlayabilmek için önce bunu murad etmek, yani böyle bir iradenin, niyetin sahibi olmak, bunda kararlı ve azimli olmak gerekir. Fıtratımızdaki din ihtiyacı ve saf/kirlenmemiş aklımız bu duyguyu bize hissettirmek için yeterlidir. Gerisi bizim kararımıza ve kımıldanmamıza bağlıdır.

O halde meseleyi nasıl doğru anlayabiliriz?

Önceki yazımızda dini doğru anlama konusunda yeni bir buhran yaşadığımızı ve dini doğru anlayamamanın temel sebeplerinin onun asıl kaynaklarından haberdar olmamak yani cehalet, fırka İslam’ına tutunma ve bilgi kirlenmesi olduğunu söylemiştik. Buna şunları da eklemeliyiz:

İslam bünyesinin modern şeytanların ve deccalların mutasyona uğramasına karşılık onlarla mukavemet edecek antikorlar üretmeyi başaramaması da önemli bir sebeptir. Hep söylediğimiz gibi bunun açılımı, münzel ayetlerle kevnî ayetleri beraber okuyabilecek, diğer ifadesiyle din bilim ilişkisini sağlam kurabilecek ulemanın, mütefekkirlerin yeterli keyfiyet ve kemiyette olmamasıdır. Yaşadığımız kozmopolit, hedonist, zevkperest hakim kültür de bunun en büyük engelidir. İslam ve ümmet gibi her ırkı ve her rengi birleştirecek evrensel bir vizyonun yerine ırkçılık, ulusçuluk ve milliyetçilik gibi bölücü ve parçalayıcı anlayışların ikame edilmesi de dini doğru anlamanın en büyük engellerindendir.

Bunları aşabilip ille de din diyen, ama onu doğru anlayamayanlar için de mezhepçilik ve fırkacılık aparatları geliştirildi ve bu düşünceler İslam dünyasında bilinçli bir şekilde beslenip yaygınlaştırıldı. Ben bunun sosyoloji, antropoloji hatta psikoloji bilimleri kullanılarak üretildiği kesin kanaatindeyim. Oysa aynı bilimlerle Batı kendi içinde bu parçalayıcı düşünceleri bertaraf edip birleşmenin yollarını aradı ve büyük ölçüde de buldu. Avrupa’da Alman, Fransız, İngiliz hatta Katolik ve Ortodoks olmaya karşılık Avrupalılığı, bütün ırkların karışımı olan Amerika’da da Amerikalılığı ikame ettiler ve parçalanıp çatışma tehlikesini kısmen aştılar. Bizim için ise bu birleştirici güç ümmet yani vahdet bilincidir.

O sözünü ettiğimiz bilimleri Batı işte bu iki şeyi gerçekleştirmek için kullandı ve geliştirdi. Kendilerini birleştirmek, ötekini ise parçalayıp yutulur hale getirmek. Biz de bu tehlikenin farkına varamadıkça küçülmeye ve yutulmaya devam edeceğiz. Bu beladan kurtulmanın iki tek yolu vardır. Bir, bizim bu bölücü düşüncelerin farkına varıp onlardan uzaklaşmamız, günümüzün ulü’l-emri olan ulemaya danışmamız ve onların sayısını ve kalitesini artırmaya çalışmamız. İki, Batı’nın, Rusya’nın, Çin’in, Amerika’nın dağılmasını beklememiz ve bunun için dua etmemiz. Bu ise Müslümanca ve akıllıca bir tavır değildir.

Son zamanlarda İran’ın şovenist ve mezhepçi propagandalarıyla bizim bazı çevrelerimizin bu sinsi ve tehlikeli siyasete alet olmaları şahsen benim kanıma dokunuyor. Binlerce Müslümanın katilini şehit ilan eden gafillerimiz var. Bir zamanlar öldürülen komünistlere de komünizm şehidi deniyordu. Oysa bir zalimi daha büyük bir zalim öldürdü diye öldürülen şehit olmaz. ‘Hayatı boyunca kıblesi Kudüs oldu’ denen bir insan, sırf Şii olmadıkları için binlerce, on binlerce Müslümanı katletti, Suriye’yi ve Irak’ı mahvetti.

Bizimkilerin bu gafletinin ise iki önemli sebebi olabilir; cehalet ya da kullanılmışlığa karşılık elde edilen destek ki, bunu da yine ancak zillet yaptırabilir. Biz elbette birilerinin Şii olmasına değil, mezhepçi ve şoven olmasına karşı olmalıyız.

İlim Yayma gençleriyle yaptığımız uzay sohbetimizde onların belirlediği bu konu için şunları da söyledim:

Dini doğru anlayabilmek için önce bunu murad etmek, yani böyle bir iradenin, niyetin sahibi olmak, bunda kararlı ve azimli olmak gerekir. Fıtratımızdaki din ihtiyacı ve saf/kirlenmemiş aklımız bu duyguyu bize hissettirmek için yeterlidir. Gerisi bizim kararımıza ve kımıldanmamıza bağlıdır.

Ardından ‘Amentü’yü iyi öğrenmemiz gelir. Bir hadisi şerif olan ‘Amentü’ muazzam bir iman özetidir. Bizim çocukluğumuzda mektepte, yani daha ilk okula gitmeden önce bunun öğretilmesiyle işe başlanırdı. Sonra İslam’ın beş şartı, sonra otuz iki farz. Basit gibi gelen bu formüller yaşadığı çağı bilen birileri tarafından öğretilirse temel sağlam atılmış demektir.

Ardından dini bilginin asli ve tali kaynakları ve bu kaynaklardan bilgi almanın usulü gelir. Bunların da satırlardan önce sadırlardan alınması gerekir. Dinin sabiteleri, olmazsa olmazları yani usulü’d-din ve değişkenleri yani furuu’d/din yine bilen ve bildiğini yaşayan müminlerden alınmalıdır. Hiçbir şey yaşanmadan doğru anlaşılamaz, anlamak yaşamaktır.

Dini oluşturan iç içe halkaların merkezinden başlanmazsa bütün hakkında kanaat elde edilemez. Kur’an, Sünnet, Fıkıh ve Ahlak/Tasavvuf bu sıraya göre İslam’ı oluşturan halkalardır. Bu halkaların en dışındaki bir çemberden başlayarak bütüncül İslam kavranamaz. Ama bunların hiçbiri de öbürü olmadan anlaşılamaz.

Yeni şafak 

Yorumlar