enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,5492
EURO
10,0853
ALTIN
495,44
BIST
1.352
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
29°C
İstanbul
29°C
Gök Gürültülü
Pazar Gök Gürültülü
30°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
31°C
Salı Az Bulutlu
32°C
Çarşamba Az Bulutlu
33°C

SAHİ, 15 TEMMUZDA NE OLDU?

SAHİ, 15 TEMMUZDA NE OLDU?

15 temmuz darbe kalkışması, Türkiye üzerinden tüm İslam dünyasına karşı yapılmış uluslararası kolektif bir işgal girişimidir. AVRUPA, ABD ve NATO iş üzerinde yakalanmıştır. 

Darbenin mahiyetini görmek için, devam etmekte olan yargı süreçlerine bakmamız yeterli olacaktır. Ortaya çıkan bilgi, belge, itiraf ve ses kayıtları, “15 Temmuz Darbe Kalkışmasının” FETÖ kullanılarak NATO ve ABD patentli bir darbe ve işgal girişimi olduğu tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Eğer darbe başarıya ulaşmış olsaydı, “Türkiye bölünerek parçalanmış olacaktı. Bu sayede, Haçlı Neo-Con ittifakı, hedefine bir adım daha yaklaşmış olacaktı.” 
Bir İngiliz klasiği olan “böl-parçala ve yönet taktiği” ülkemiz içinde uygulamaya sokulacaktı. 

15 Temmuz darbe kalkışması : 
Darbeye destek verenler ve darbeye karşı çıkıp Erdoğan’a canı pahasına sahip çıkanlar şeklinde iki karşıt görüş oluşmasına sahne olmuştur.. 
Bunlar : ABD, İsrail, bazı Avrupa ülkeleri, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suud’un başını çektiği bazı Arap devletleri darbe girişimine her türlü katkıyı sunarak başarılı olması için beklediler. Ülke içerisinde konsolide olmuş yeminli Erdoğan düşmanlarını da unutmamak gerekir, onlarda darbeye pasif destek verdiler. 
İkinci grup ise :
Darbeye karşı çıkan Arakan’dan, Gazze’ye, Afrika´dan Asya´ya kadar dünyadaki tüm mazlum halklar, Türk milleti için dua etmiş, gözyaşı dökmüş ve Türk bayraklarıyla sokaklara çıkarak ülkemize olan destek ve minnet duygularını göstermişlerdi. Bu onurlu vefalı duruş “Müslümanın müslümandan başka dostu yoktur!´düsturunu bizlere tekrar hatırlatmıştır. 

Türkiye düşmanı şer güçler günlerce beklemede kaldılar. Bu bir darbe girişimidir diyemediler çünkü darbenin göbeğinde onlarda vardı. Aslına bakılırsa FETÖ üzerinden Türkiye’yi işgal etme projesi deneniyordu. Eğer darbe başarıya ulaşmış olsaydı, ülke olarak hepimizi nasıl bir yarınların beklediğini bir İngiliz gazetesinden öğreniyoruz. 

*İngiliz Daily Ekspress gazetesi*
İngiliz hükümetinin gerektiği takdirde tatil için Türkiye´de bulunan ve sayıları 50 bin civarı olan vatandaşlarını kurtarmak bahanesiyle askeri bir operasyon planladıklarını, hatta bu görevi gerçekleştirecek askerlerin Güney Kıbrıs’ta bulunan İngiliz üssüne gönderildikleri bilgisini veriyordu. 
PKK’lı teröristler ise darbe kalkışmasından önce eylemlerini askıya almış ve ortaya çıkan istihbarat raporlarına göre, bu teröristler darbe gecesi sınırda bekletildiler. Darbenin başarıya ulaşması akabinde ülke içine sızıp doğu ve güneydoğu illeri işgal edilecekti. Anlaşılan o ki, 15 Temmuz kalkışması darbenin ötesinde Türkiye’yi 
işgal ve bölme planın ta kendisiydi.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında, AB ülkeleri üç maymunu oynayıp durdular. İlk etapta darbeye karşı bir açıklama yapma gereği bile görmediler çünkü işin içinde onlarda vardı. 
Türkiye’ye ilk ziyareti Avrupa Birliği Konsey Başkanı, “Thorbjorn Jagland” darbe girişiminden tam 15 gün sonra gerçekleştirmişti. “Jagland” ziyaretinde Türkiye’ye insan hakları uyarısı yaparak, aklı sıra aba altından sopa göstermişti. Bize dost görünen bu hainler darbecilere destek vermişlerdi. 
ABD’nin FOX TV kanalı, 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesi skandal yayına imza atabilmişti. FETÖ’cü hainleri desteklediklerini açıkça dile getirmişlerdi! FETÖ’nün 15 temmuz hain darbe girişimi karşısında, Amerikan FOX kanalı özel yayın yapmıştı. Yayına katılanlar, darbe girişimini yapanlar için “Bunlar bizim çocuklarımız bunlara sahip çıkmalıyız” “Darbe başarılı olursa biz kazanacağız” diye mesaj vermişlerdi. 

AB ülkelerinin darbeyi destekler tutumu, kamuoyunun dikkatlerinden kaçmamış ve sonrasında bu konu Türkiye’de günlerce tartışma konusu olmuştur. “Darbenin başarısız olması Avrupa başkentlerin de şok etkisi yarattı. Fetö’yü sahaya süren Türkiye düşmanları, hiç ummadıkları bir yenilgiyle karşılaştılar. Darbe girişimi ve batının iki yüzlü hain tavrı şaşırtıcı olmamıştır. Çünkü tarih tekerrür ediyordu Avrupa devletleri sadece kendileri için biçilen misyon ve görevin gereğini yapmışlardır.”

Rabbime hamd olsun mazlum halkların dua ve gayretiyle darbe püskürtülmüş, ABD´nin uşağı hain FETÖ´cüler yenilgiye uğratılmışlardır. Şimdi bu hain güruh yargı önünde hesap vermektedir. 

15 Temmuz darbe kalkışması ülkemizdeki yansımasına gelince, Türkiye’de oluşturulmak istenen kaos ortamına son verilmiş, yaşatılan korku endişe ve travma kısa bir sürede atlatılmıştır. Darbenin ortaya çıkarmış olduğu olumsuz yönleri halk nezdinde canlı ve diri tutmak adına, her yıl 15 Temmuz günü ülkemizde değişik etkinlikler düzenlenmektedir. 

15 Temmuz gecesi organize edilen etkinliklerin içeriğine dönük, itiraz ve eleştirilere kısaca değinmek istiyorum. Allah için canlarını feda eden şehitlerin gaye ve hedefleri dışında, “Demokrasi Şehidi” şeklinde sunmak ve darbe gecesi şehit olanları demokrasi için hayatlarını feda ettiler şeklinde medyaya servis etmek, 15 Temmuz darbe girişimine karşı mücadele verip destek olan Müslüman halkın, darbe kalkışmasına karşı bakış açısını olumsuz yönde etkileyecektir. ülkeyi yöneten siyasi erklerin bu durumu ön görerek siyasi bir dil belirlemeleri gerektiğinin altını özellikle çizmek istiyorum.

Türkiye işgal edilip muhasara edilmesin ve mazlumların sığınağı olsun, Türkiye, ümmet için umut ışığı olmaya devam etsin. Bu idealler uğruna hayatlarını seve, seve, feda eden bu aziz şehitlere “Demokrasi Şehidi” demek, darbeye karşı oluşturulan mücadele ruhuna ihanet olacaktır. İslami terminolojinin bir ürünü olan ´Şehit ve Şehadet´ kavramı, bağlamından koparılıp farklı anlamlarda kullanmak İslami anlayışa yapılacak en büyük kötülük olacaktır.

Darbe sonrası cemaat ve vakıfların tavrına gelecek olursak. 
Bertaraf edilen darbe kalkışmasından sonraki süreçte, İslami cemaat, vakıf ve derneklerin darbeye karşı takındıkları tavır özü itibariyle eksik ve hatalı olmuştur. Son kertede iştirak ettiğimiz toplantı panel ve organizasyonlarda hep şunu duyar olduk: 251 şehit ve binlerce gazi için niye ´Demokrasi Şehidi´ deniyor, devlet tarafından organize edilen 15 Temmuz kutlamaları neden gerçek mahiyeti dışında içi boşaltılarak kutlanıyor gibi eleştiriler yapıldığını gördük. Farklı İslami yapılar tarafından bu tarz sitem ve serzenişlerde bulunanlara şahit olduk..Yapılan eleştirilerde haklılık payı mutlaka vardır bu inkar edilemez bir gerçek. 

Tek taraflı yapılan bu eleştiriler haklılık payı olmakla beraber adil bir yaklaşım gibi durmuyor. Çünkü darbeye karşı direnen müslüman halka, bu eleştiriyi yapanlar tarafından yeteri kadar sahip çıkılmadı. Eleştiri yapılacaksa öncelikle kendi tutumumuzdan işe başlayarak bir adım atabilirsek, resmi organlar tarafından yapılan yanlışlara söz söyleme hakkımız doğacaktır. 

“İslami değerleri taşıyan büyük, küçük, birçok cemaat vakıf ve derneğimiz var. 15 Temmuz darbe girişiminin anlam ve önemini işleyen ve halkımızı aydınlatan birçok program, seminer, tarzı etkinlikler yapılabilirdi. Şehit düşen kardeşlerimizin aileleri pekâlâ ziyaret edilip acıları paylaşılabilinirdi. İstisnalar hariç bunların hiçbiri yapılmadı.”

İslami hassasiyetine inandığımız bazı kardeşlerimiz, 15 Temmuz şehitlerinin lafını dahi ağzına almaktan imtina ettiklerini gördük. Sözüm ona bazı Müslümanlar da şöyle bir algı oluşmuş durumda, “O da şu”: 
Şehit olmak için illa Türkiye dışı bir coğrafyada ölmek gerekiyor, mesele Afganistan, Suriye, Irak ve Çeçenistan vs. gibi yerler. Türkiye’de her ne sebeple olursa olsun öldürülenler şehit olarak kabul görülmüyor tarzında hastalıklı bir yaklaşım var.. 

İşin tuhaf tarafı ise şu ; diğer ülke müslüman hakları ülkemizde yapılmak istenen, 15 Temmuz darbe kalkışmasının anlam ve önemini Türkiye’de yaşayan biz müslümanlar’dan daha derinlemesine kavramış ve analitik yorumlar yapabilmişlerdir.. Ülkemize yükledikleri misyon ve stratejik önem taktire şayandır.

Eleştirmek çok kolaycı bir yaklaşımdır, eleştirilerimizde haklılık payımız olabilir, ama şunu hiçbir zaman unutmamamız gerekir. Hayat boşluk kabul etmiyor, bizler görevimiz olan şeyleri ihmal edip, şehit ve gazilerimize sahip çıkmazsak, onlara sahip çıkar gibi yapıp suistimal edecek birileri her zaman çıkacaktır.

Sonuç olarak ülkemiz Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında teslim alınmak isteniyor. Ülkemize kast eden bu uluslararası çeteler ile başarılı bir mücadele verilmek isteniyorsa, birlik beraberlik gibi kavramların içini doldurmamız gerekecek. Şunu artık görelim, Erdoğan’ı teslim aldıkları gün, sıra: İslami cemaat, vakıf, dernek ve bu yapıların öncü kadrosuna gelecek. Adamlar bunu gizlemiyorlar açıktan  söylüyorlar daha ne yapsınlar. 
Yazının başından beri defalarca vurguladığımız bir şey vardı, Bunların arkasında Avrupa, ABD ve bazı Arap ülkeleri var diye. Fetö elebaşı şimdi nerede ABD’nin pensilvanya şehrinde. Darbeyi organize eden ve bizzat işin içinde olan her kim varsa, ya Avrupa’ya yada ABD’ye kaçıyor. Daha ne söyleyelim, bu yazının özetini şöyle anlayın : 
. Birlik olup safları sıklaştıralım ve ülkenin üniter yapısı söz konusu olunca ihtilafları bir tarafa bırakalım. 
. Küfrün tek millet olduğunu hiç bir zaman aklımızdan çıkarmayalım. 

“RABBİM BU ÜMMETE BİR DAHA BÖYLE ACILAR YAŞATMASIN. YAŞANAN MUSİBET ve BELALAR BİRLİĞİMİZE BERABERLİĞİMİZE KATKI SAĞLASIN İNŞAALLAH.” 

selam ve duayla 

NEJDET DEMİREL

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.