Son Dakika Yeni
  • 16:35:14 Erdoğan gitsin canımı veririm! Hizmetten, projeden, yapıcı işlerden nasibini almayan kronik muhalefetin tek derdi Başkan Erdoğan'ı "indirmek". Peş peş darbe imalarıyla eleştiri oklarını üzerine çeken muhalefet cephesinden tepki çeken bir açıklama daha geldi. CHP'li Aytuğ Atıcı, canlı yayında Erdoğan'ın gitmesi için canını vereceğini söyledi....
  • 10:45:31 WhatsApp’a ağır darbe! WhatsApp’ın gizlilik sözleşmesini yenilemesi ve kullanıcı verilerinin Facebook ile daha fazla paylaşılacağını açıklamasının ardından birçok kullanıcı alternatif uygulamalara yönelmeye başladı. Bu kararın ardından birçok ülkede WhatsApp’a yönelik yoğun bir protesto kampanyası yürütüldü. Peki Türkiye’de kaç kişi WhatsApp uygulamasını sildi? ...
  • 21:10:32 Koç'un Sözcü Gazetesi itirafı! Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, Yüksek Divan Kurulu'nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Koç, vefat eden kulüp üyeleri için ilan verilen mecranın değiştiğini ve artık Sözcü gazetesinde çıktığını söyledi....
  • 16:47:07 Rusya'da sular durulmuyor Rusya'da binlerce kişi, tutuklu Rus muhalif Aleksey Navalnıy’ın serbest bırakılması talebiyle ülke çapında gösteriler düzenliyor. Polis, başkent Moskova'daki protestoda bazı göstericileri gözaltına aldı. Rusya'da 60'tan fazla şehirde düzenlenen protesto gösterilerinde gözaltına alınan kişi sayısı 3 bini aştı. Öte yandan, hapse girdikten sonra Youtube kanalından Navalnıy ve ekibi tarafından yayınlanan, Putin ile yakın çevresini hedef alan “Putin için saray: En büyük rüşvetin tarihi” isimli videonun izlenme sayısı da 70 milyona yaklaştı....
  • 16:03:10 TSE belgesi olmayan ekspertiz raporu geçersiz sayılacak İkinci el araç alım-satımıyla ilgili yönetmeliğin 20 Ağustos 2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe girdi. Ekspertiz uzmanı Tamer Güneş, yeterlilik belgesi olmayan firmalardan alınan ekspertiz raporlarıyla yapılan araç alım-satımları sonrası araçta ortaya çıkacak arızalarla ilgili yasal uyarılarda bulundu....
  • 20:21:54 Alman gazetesi FETÖ için uyardı Almanya'nın saygın gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'ta yer alan haberde, ülkede kök salmaya başlayan ve tehlikeli hale gelen Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) "karanlık yapısı" ile ilgili uyarıda bulunuldu. Alman avukat Christian Rumpf, FETÖ'nün İlluminati tarikatından daha tehlikeli olduğunu söyledi....
  • 16:50:23 Türkiye'nin savaş gücü Cumhurbaşkanı Erdoğan, MİLGEM Projesinin 5'inci gemisi olan İstanbul (F-515) Fırkateyni'nin Denize İniş Töreni'nde konuştu. Erdoğan, "Kendi savaş gemisini tasarlayan, inşa eden ve idamesini gerçekleştirebilen 10 ülke içinde yer alıyoruz." dedi....
  • 21:44:46 Nükleer anlaşmaya varıldı BM, Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması'nın (TPNW) yürürlüğe girdiğini duyurdu. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, günlük basın brifinginde, nükleer silahları yasaklayan ilk uluslararası antlaşmanın bugün itibarıyla yürürlüğe girdiğini söyledi. Nükleer silah sahibi ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Çin, Fransa, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail ise anlaşmayı imzalamadı....

Kanal istanbul Projesi Gereklimi ?

Kanal istanbul Projesi Gereklimi ?

Bazı insanların Kanal İstanbul’a karşı çıkması; deniz ufuklarının ne derece dar ve kısıtlı olduğunu gösterir. Avrupa kıtasının nasıl su yolu ağları ile donatıldığını görmediklerinin bir delilidir. Sadece Avrupa değil Asya ve Amerika kıtası dahi su yolları sayesinde hızlı bir gelişmiştir.

KANAL İSTANBUL PROJESİ VE BİLİNMEYENLER

Kanal İstanbul Projesi'nin İstanbul için öncelik olmadığını söyleyen İstanbul’un Belediye Başkanı İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Kılaçdaroğlu, konunun gündemden düşmesi nedeniyle büyük memnuniyet duymaktadır. Zira seçim çalışmalarında bunu defalarca dile getirdiler. Yıllarca önce nasıl ki İstanbul Boğazındaki muhteşem köprülere karşı çıkmışlardı şimdi de aynı şekilde böyle öngörüsüz ve düşüncesiz sözleri söyletebiliyorlar.

Bazı insanların Kanal İstanbul’a karşı çıkması; deniz ufuklarının ne derece dar ve kısıtlı olduğunu gösterir. Avrupa kıtasının nasıl su yolu ağları ile donatıldığını görmediklerinin bir delilidir. Sadece Avrupa değil Asya ve Amerika kıtası dahi su yolları sayesinde hızlı bir gelişmiştir.

Denizciliğin önemini çeşitli yazılarımda dile getirmiştim. Lakin bizim kalın kafalı muhalefet liderlerine göre denizcilik; Boğaz’da rakı içmektir. Bundan başka bir şeyi anlamaları mümkün değildir. Ülkeyi yıllar boyu rakı masaları etrafında yönettikleri için beyinleri uyuşmuştur. Ekonomi, sanayi ve ticaretin gelişmesi açısından denizciliğin önemini anlama kabiliyetleri yoktur. Fakat hükümetimize yol göstermek için bazı önemli tarihi gerçekleri anlatmaya çalışalım:

Tarih boyunca insanoğlu yük ve yolcu taşımacılığında denizyolundan istifade etmiştir. İlkel sallardan günümüzün teknolojik modern gemilerine uzanan süreçte denizyolu taşımacılığı çeşitli evrelerden geçmiştir. Özellikle dünya ticareti ve tarihi açısından dönüm noktalarından biri olan coğrafi keşifler, sanayi devrimi ve ardından buharlı gemilerin icadı denizyolu taşımacılığının önemi açısından milat niteliğindedir. Dünya tarihi boyunca denizyoluna hâkim olabilen topluluklar gelişmişler ve refah düzeylerini arttırmışlardır. Hala hacim olarak dünya ticaretinin yüzde 75'i denizyoluyla, yüzde 16'sı demiryolu ve karayoluyla, yüzde 9'u boru hattı ve yüzde 0,3'ü havayoluyla yapılmaktadır.

Ülkemiz üç taraftan denizlere açılması ve jeopolitik konumu nedeniyle denizcilik açısından önemli bir konumdadır. Denizcilik, ülkemiz için de rekabetçi üstünlüğe sahip olduğumuz alanların içerisinde yer almaktadır. Denizcilik sektörünün sahip olduğu stratejik önemin denizcilik alanında bilim adamlarının özgün araştırmalarını yayınlayacakları, bilgi birikimini paylaşacakları bir platforma da dönüşmesi gerekliliği açıktır.

Türkiye’nin denizcilik vizyonu, Kanal İstanbul ve benzeri projeler sayesinde uluslararası rekabet gücü yüksek, küresel ağ ile entegrasyonu sağlanmış, ülke ekonomisini destekleyen bir yola girecektir. İstihdamda artan paya sahip bu sektör sayesinde işsizlik gibi bazı önemli sorunlarımızın kolaylıkla aşılacağı hesap edilmelidir.

İstikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşmüş, dünya denizciliğinin doğal limanı haline gelmiş, bölgesinde denge ve güven unsuru bir Türkiye için; denizcilik sektörüne önem verilmesi şarttır.

Deniz ticareti ve denizyolu taşımacılığı gerek tek seferde taşıdığı yük miktarı, gerekse maliyet açısından diğer taşıma yöntemlerine göre daha avantajlı konumdadır. Teknolojinin de ilerlemesiyle sefer süreleri kısalmış ve aynı zamanda denizde can ve mal güvenliği de artmıştır.

Dünya ölçeğinde üretim düzeyinin artması, üretim için girdilerin tedarik edilmesi ve ortaya çıkan ürünün tüketiciye ulaştırılması denizyolu taşımacılığının önemini ortaya koymaktadır. Dünya ticaret hacmine paralel olarak artan ülkemiz dış ticaret hacmi denizcilik sektörümüzü daha da önemli bir yere oturtmaktadır. İşte bütün bu nedenlerden dolayı; Kanal İstanbul projesi denizcilik sektörünün gelişmesi açısından büyük öneme sahiptir.

Dünyada ve ülkemizdeki ekonomik gelişmeler ve bu gelişmelerin deniz ticaretine etkileri Waterway gibi su yollarının inşası sayesinde olacaktır. Ülkemiz deniz ticaretinin son yıllardaki değişimi ve dünyadaki konumunu güçlendirmek için neler yapılması gerektiği sorusuna en güzel cevap “Kanal İstanbul” projesidir.

Almanya, Magdeburg Su Yolu Köprüsü ile nehirlerin üzerinden geçen gemilere yol açmıştır. Elbe nehrinin üzerinden geçen köprünün üzerinden de ayrıca gemiler geçebilmektedir. Yanlış duymadınız bu köprü gemilerin geçişi için yapılmış olup “gemi köprüsü” de denilebilmektedir.

Peki, sadece Almanlar mı? İngilizlerin de denizcilikte ileri olduğunu biliriz, peki ya Fransızlar? Onlarda bu konuda çok gayretli ve uyanık milletlerdendir. 300 yıl önce Paris’e elçi olarak gönderilen Yirmisekiz Mehmet Çelebi, seyahat notlarında Fransızların denizciliğe verdiği önemi anlatmıştır. Mehmed Çelebi, Paris’te on bir ay kalmış dönüşünde, seyahati sırasında gördüklerini bir kitap halinde padişaha sunmuştur.

Kitabında İstanbul-Paris yolculuğu, Bordeaux üzerinden Paris'e varışı, anlatılmaktadır. 1720 Yılında Güney Fransa’da bir su yolu olduğunu bu kitabından öğreniyoruz. Bordeaux şehrine bu su yolunu kullanarak gelen Yirmisekiz Mehmet Çelebi denizcilikte ne kadar geri kaldığımızı bu yolculuk ile ifade etmiştir. Bu eserin yazılması üzerinden 3 asır geçmiş olmasına rağmen hala su yollarının önemini idrak edemeyen bir yanımız var. Bu açığı nasıl kapatıp gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarız ayrı bir meseledir lakin Kanal İstanbul sayesinde bu işi bir parça hızlandırabileceği akla gelmektedir.

Hâlihazırda Karadeniz ile Akdeniz arasında alternatifsiz bir geçit olan İstanbul Boğazı'ndaki gemi trafiğini rahatlatmak adına Karadeniz ile Marmara Denizi arasında yapay bir suyolu açılacaktır. Bu kanalla birlikte İstanbul Boğazı tanker trafiğine tümüyle kapanacak, İstanbul'da iki yeni yarımada, yeni bir de ada oluşacaktır.

Projenin İstanbul Boğazı'na alternatif bir kanal olduğu ortaya çıkınca hukukçular arasında kanalın yasal statüsü hakkında tartışmalar olsa da yapay su yollarından ücret alınması dünya üzerinde kabul görmüş bir yöntemdir. Günlerce Boğazlarda beklemek yerine hızlı ve emniyetli bir şekilde Boğazlardan geçmek; denizcilik şirketlerinin lehine bir durumdur. Çünkü denizde zaman eşittir paradır.

Kanalın Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne aykırı bir durum meydana getirmez. Bilakis Boğazlarda Türkiye’nin egemenlik haklarını kullanması konusunda elini güçlendireceği açıktır.

İstanbul’daki nüfus yoğunluğunu yüzünden kaynaklanan şehircilik problemlerine fayda sağlaması, başta trafik sorunlarının çözülmesi olmak üzere; yeşil alanların arttırılması bakımından çok büyük faydalar sağlayacaktır. Fakat daha önemli konu ise denizcilik kültürünün gelişmesi ve ülkemizin stratejik olarak coğrafyanın verdiği fırsatları değerlendirmesi konusundaki değeridir. Zaten yazının en önemli maksadı da budur.

Kanal İstanbul’un faydalarını anlamak için denizcilik kültürünün geliştirilmesi şarttır. Boğazda rakı içmekle denizcilik kültürü geliştirilemez. Bu konuda ne kadar yazı yazılsa, seminer ve konferans verilse azdır. Umarım konu hakkında hükümet ve üniversitelerimiz bilimsel çalışmalara daha fazla yer verecek; hiç olmaz ise konunun tartışılması ve enine boyuna değerlendirilmesi sağlanacaktır, vesselam…

Vehbi KARA

Yorumlar