Türkiye’de cinsiyet uyum ameliyatlarına ilişkin gerçeği yansıtmayan, aşırı basitleştirilmiş ve yanıltıcı iddialarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Önüne gelen herkes bu ameliyatı olabiliyor, devlet bunu kolaylaştırıp önünü açıyor veya bu işin Kuralları sıkı denetime tabi değil gibi ifadeleri sizlerde duymuşsunuzdur. Ne yazık ki, toplumda her alanda olduğu gibi bu konu ile alakalı da, ciddi bir bilgi kirliliğine ve kamuoyunun yanlış yönlendirilmesine şahit oluyoruz.
Aslında bu konuyu ele almamın temel sebebi, son zamanlarda sosyal medyada ve bazı tartışmalarda bu meselenin yanlış anlaşılması ve çarpıtılması diyebilirim. Bakıyorum da, bazı kişiler sırf hükümet karşıtlığı üzerinden olaylara yaklaşıyor, yalan yanlış bilgiler veriyor. Bu durumu anlamakta zorlanıyorum. Biz Müslümanlar olarak, doğruyu söylemek ve topluma doğru bilgi vermekle yükümlüyüz. Yanlış bilgi yaymak, hem insanları yanıltır hem de geri dönüşü zor sorunları ortaya çıkarır. Allah indinde de, bu işin birde karşılığının olduğunu unutmayalım. Ben de bu yüzden, gerçek bilgilere dayanarak konuyu netleştirmek istedim. Amacım, ne hükümeti savunmak ne de kimseye ders vermek; sadece gerçekleri ortaya koymak. Bu olay üzücü ve hoş bir durum olmasa da doğru bilgileri vermek zorundayız. Öyle sanıldığı gibi her önüne gelenin kolayca yaptığı bir durum değil. Tam aksine Devlet, bunun yapılmasını zorlaştırmak için elinden geleni yapıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nde cinsiyet uyum süreci, dünyanın birçok ülkesine kıyasla oldukça sıkı, uzun ve çok katmanlı bir prosedüre tabidir. Sürecin kolaylaştırıldığına dair iddiaların aksine, mevzuat bu yöndeki her adımı titizlikle denetim altına almıştır. İşin doğrusu, devlet bu sürecin yapılmaması için elinden gelen tüm hukuki ve idari araçları kullanmaktadır. Konuyu salt iktidar karşıtlığı veya taraftarlığı üzerinden değerlendirmek, meselenin ciddiyetini perdelemekten başka bir işe yaramaz.
Peki, Türkiye’de hukuken geçerli bir cinsiyet uyum ameliyatı olmak için yerine getirilmesi gereken şartlar nelerdir? Maddeler halinde inceleyelim:
Türkiye’de Cinsiyet Değiştirme Ameliyatlarının Şartları
Öncelikle şunu söyleyeyim: Türkiye’de cinsiyet değiştirme, Türk Medeni Kanunu’nun 40. maddesiyle düzenleniyor. Bu madde, süreci sıkı kurallara bağlıyor. Yani, isteyen herkes bu işi yapar bilgisi kesinlikle doğru olmayan yalan bir bilgidir.
İşte Temel Şartlar :
Yaş ve Medeni Durum Şartı: Kişinin 18 yaşını doldurmuş olması ve bekâr olması zorunlu. Yani, evliyseniz bu sürece başlayamazsınız. Onsekiz yaş altı bir kişinin bu ameliyatı olması hukuken mümkün değildir. Velisi hükmündeki anne ve babası izin verse dahi bu süreç başlatılamaz.
Psikiyatrik Takip ve Değerlendirme Olmadan Ameliyatın Yapılması Mümkün Değildir: Bu iş, “istek üzerine” hemen başlayan bir konu değil. Kişi, uzman doktorlar tarafından en az bir yıl (bazen daha uzun) psikiyatrik takibe alınır. Bu süreçte, kişinin cinsiyet eğilimi incelenir: Kalıcı mı, yoksa başka bir ruhsal rahatsızlıktan mı kaynaklanıyor? Heyet, titiz bir inceleme yapar ve rapor verir. Ruh sağlığı açısından zorunluluk yoksa süreç ilerlemez.
Mahkemenin vereceği İzin ve Resmi Rapor olayına gelince: Sadece doktor raporu yetmez mahkemeden izinde almak şarttır. Mahkeme, bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınmış resmi sağlık kurulu raporunu görmeden izin veremez. Raporda, kişinin transseksüel yapıda olduğu ve cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı için zorunlu olduğunu belgelemek zorundadır.
Yapılan Masrafları Kim Ödeyecek Konusu: Devlet, tüm masrafları karşılamaz. SGK, sadece tıbbi zorunluluk olan kısımları üstlenir. Üstelik, bu ameliyatları yapan hastaneler sınırlı sayıdadır. Diyelim ki, birisi bu ameliyatı yapmaya karar verdi ve tüm gereksimleri de yerine getirdi. Bununla da bitmiyor sınırlı sayıdaki hastaneler yılları bulan size sıra verebiliyor.
Tüm bu şartlar karşılanmazsa, cinsiyet değiştirme ameliyatlarını yapmak söz konusu bile olamaz. Görüldüğü üzere, süreç çok zor ve katı kurallara bağlanmıştır.
Sonuç olarak:
Yukarıda madde madde sıraladığımız bu şartlar, Türkiye’de cinsiyet uyum sürecinin ne denli zor, uzun, maliyetli ve sıkı denetime tabi olduğunu açıkça göstermektedir. “Her önüne gelenin yapabildiği” iddiası doğru değildir. Tam aksine, mevzuat zorlaştırılarak cinsiyet değiştirme ameliyatları yapılmaması için her türlü yasal tedbirler alınmaya çalışılmıştır.
Bu konu, toplumsal ve ahlaki açıdan hassasiyetle ele alınması gereken bir meseledir. Ancak tartışmalarımız, gerçekler ve mevcut hukuk zemini üzerinden yürütülürse bu tarz tartışmalara gerek kalmayacak. Bu tarz hassas konular siyasi kamplaşmanın ötesine geçerek, dürüst ve objektif bir bakış açısıyla değerlendirmek hepimizin görevidir. Araştırmadan gerçek olmayan bilgilerin özellikle sosyal medyada: dolaşıma sokulması telafisi zor vede vebali çok büyük bir sorumluluktur. Dolayısıyla, doğruyu söylemek ve toplumu doğru bilgilendirmek, her müslüman bireyin en temel vicdani görevi olduğunu hatırlatmak isterim.
Selam ve dua ile
Nejdet Demirel