Son Dakika Yeni
  • 22:04:33 Tramp'tan geri dönüş sinyali Eski ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçi Parti içinde etkin rol alacağını kaydederken, 2024'te yapılacak başkanlık seçimlerinde aday olabileceği sinyalini verdi. Kaynak: Donald Trump'tan geri dönüş sinyali ...
  • 21:30:58 BM'den, Beşşar Esed'ı zora sokacak rapor Birleşmiş Milletler (BM) Uluslararası Bağımsız Suriye Araştırma Komisyonu, Suriye'deki insan hakları durumuna ilişkin hazırladığı raporda Esed rejiminin savaş suçu işlediği raporda ayrıntılarıyla yazıldı. ...
  • 19:48:49 FETÖ Çözülmeye Başladı Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) jandarmadaki mensuplarının bilgilerinin depolandığı programın şifresi çözüldü. FETÖ'nün kendi üyelerini de takip ettirdiği ortaya çıktı. FETÖ'nün itirafçı olan sözde sorumluları programın nasıl çalıştığını anlattı. Siviller için 'personel', askerler için 'katalog'......
  • 09:01:01 ABD istihbaratı, Kaşıkçı raporundaki 3 ismi kaldırdı ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğünün (DNI) cuma günü kamuoyuna açıkladığı Cemal Kaşıkçı raporunda yer alan 3 ismin, raporun aynı internet sitesinde güncellenen ikinci versiyonunda silindiği ortaya çıktı....
  • 16:56:01 Mısır'la, Yunanistan'ın arası açıldı Mısır Cumhuriyeti, Türkiye'nin Birleşmiş Milletlere bildirdiği kıta sağanlığına göre pozisyon alması, Yunanları endişelendirdi. ...
  • 15:25:16 Faruk Anbarcıoğlu, 28 Şubat zulmünü anlatıyor Aynı zamanda bir şair olan: 22. Dönem AK Parti Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu, dindar kesime her alanda uygulanan zulme iliklerine kadar şahitlik etmiş biri... Yıl 1997 Faruk Anbarcıoğlu, 28 şubat zulmüne kayıtsız kalmamış ve her türlü risklerine rağmen, bu zulmü en üst perdeden eleştirerek baskıya uğrayan öğrencilere destek çıkmıştır. ...
  • 14:53:52 Sahi, 28 şubatta ne olmuştu? Postmodern darbe' olarak da adlandırılan 28 Şubat’ın üzerinden yıllar geçti. İşte 28 Şubat darbesinde ve o dönemde yaşananlardan satırbaşları...
  • 18:39:26 Fetö’nün yeni iletişim yöntemi deşifre oldu Konya'da hazırlanan iddianame ile FETÖ'nün dünyaca ünlü bir strateji oyunu üzerinden örgüt üyelerinin birbiriyle iletişim kurduğu ortaya çıktı....

Tunus’ta ne işimiz var?

Tunus’ta ne işimiz var?

ERDOĞAN’IN TUNUS’A YAPTIĞI ANİ ZİYARETİN ‘SEBEB-İ HİKMETİ’ NEYDİ? Geride kalan hafta içerisinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Tunus’a sürpriz bir ziyaret yapmıştı. Program dışı geliştiği için heyecan uyandıran, “Acaba ani bir şey mi oldu” sorusunu akla düşüren bir gezi oldu bu.

Libya tezkeresi için neden hızlı hareket ediliyor?

2019’un son günlerine Libya gündemiyle giriyoruz.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta içerisinde “Davet olduğuna göre icabet edeceğiz” demişti.

Meclis, bu hafta toplanıp Libya’ya asker gönderme kararı için yetkilendirmede bulunacak.

Öncesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu muhalefet liderleriyle bir araya gelip bilgilendirme görüşmeleri yapacak.

Bu şekilde hızlı hareket edilmesinin gerekçesi Libya’daki gelişmelerin çok hızlı ve sürprize açık şekilde ilerlemekte olması.

Ankara, 27 Kasım’da yapılan deniz sınırlarını yetkilendirme anlaşmasını koruma ve “Akdeniz’de ben de varım” duruşunu sağlama almanın yolunun Libya’daki Trablus yönetiminin ayakta kalmasından geçtiğinin farkında.

O yüzden böyle bir irade ortaya konmuş durumda.

ERDOĞAN’IN TUNUS’A YAPTIĞI ANİ ZİYARETİN ‘SEBEB-İ HİKMETİ’ NEYDİ?

Geride kalan hafta içerisinde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Tunus’a sürpriz bir ziyaret yapmıştı.

Program dışı geliştiği için heyecan uyandıran, “Acaba ani bir şey mi oldu” sorusunu akla düşüren bir gezi oldu bu.

Dün, Kanal 7’da yaptığım Başkent Kulisi programında bir araya geldiğimiz Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü/Büyükelçi İbrahim Kalın’a Erdoğan’ın Tunus ziyaretini sordum.

Daha doğrusu bu seyahatin neden aniden geliştiğini.

İşin arka planı şöyle:

Tunus gezisinden bir gün önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunuslu mevkidaşı ile bir telefon görüşmesi yapıyor.

Görüşmede Libya konusu ağırlıklı bir yer tutuyor.

Telefon görüşmesinde Libya için karşı taraftan da bir işbirliği talebi gelince, Erdoğan, “Libya bizim de çok yakından takip ettiğimiz, bizi de doğrudan ilgilendiren bir konu. Sizinle bu konuda işbirliği yapmaktan memnuniyet duyarız” diyor ve “Yarın gelelim yüz yüze bu konuları konuşalım” teklifinde bulunuyor.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said bundan memnuniyet duyacaklarını dile getirince o akşam karar veriliyor ve ertesi gün Tunus’a bu ziyaret gerçekleşiyor.

Görüşmelerin nasıl sonuçlandığı sorusunu yönelttiğim Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, “Tunus’la Libya konusunda iyi bir işbirliği yapacağız” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ MİSAK-I MİLLİ SINIRLARININ ÖTESİNDE BAŞLAR”

Libya tezkeresinin Meclis’ten AK Parti ve MHP’nin oylarıyla geçmesi bekleniyor.

Tezkereye Parti Sözcüsü Yavuz Ağıraliağolu’nun ifadelerine yansıdığı gibi “negatif baktıklarını” açıklayan İYİ Parti ile CHP ve HDP’nin “Hayır” yönünde oy kullanması bekleniyor.

CHP’nin bu konuda nasıl bir tutum sergileyeceği konusunda Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun “Ne işimiz var Libya’da” sorusuyla ortaya koyduğu tutum ve Meclis Grup Başkanvekili Engin Altay’ın Hafter’e destek veren açıklamaları zaten yeterince fikir veriyor.

Birçok meselede olduğu gibi bir parti meselesinden çok ülke güvenliğini/geleceğini/kazanımlarını ilgilendiren bir konuda daha, CHP’nin Türkiye’yi frenlemeye çalışan Yunanistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ‘karşı cephede’ pozisyon alan ülkelerle aynı çizgide hareket ediyor oluşunu not edelim.

Kılıçdaroğlu’nun “Ne işimiz var Libya’da” sorusunu dün İbrahim Kalın’a sordum.

Söylediklerini, verdiği cevabı aynen aktarmak isterim:

“Küreselleşme çağında Misak-ı Milli sınırlarının güvenliği sınırların ötesinde başlar. Yani Türkiye’nin güvenliği, bu çağda Misak-ı Milli sınırlarının ötesinde başlar. Siz hattı geniş çizmezseniz, bu küreselleşme çağında ülkenizin ulusal sınırlarını dahi koruyamazsınız. Biz bunun örneklerini defalarca gördük. Libya birilerine çok uzak gelebilir. Libya bizim deniz komşumuzdur. Libya bizim sadece tarihi bağlarımız olduğu bir yer değil aynı zamanda Kuzey Afrika’nın en belirleyici ülkelerinden biridir. Kuzey Afrika’da bir kriz olduğunda bütün Akdeniz ülkeleri bundan etkilenir Türkiye bundan etkilenir. Bu, ‘Libya’da ne işimiz var?’ sözü çok dar bir bakış açısının cümlesidir.”

Suriye’ye asker göndermenin, Libya için tezkere hazırlamanın sadece CHP çevrelerinde değil, başka kesimlerde de ‘maceracılık’ olarak yorumlandığının farkındayım.

Ancak burada Kalın’ın da altını çizdiği bir nokta var.

Bütün bu hedeflerden vazgeçilmesi halinde içeriye kapanmış bir Türkiye’nin kendi toprak bütünlüğünü öyle bir durumda koruyabileceğinin bir garantisi yok.

Garantisi olmadığı gibi, 2015’te Güneydoğu’da yaşadığımız ‘hendek terörü’ olaylarının Suriye’deki Rojava projesini Türkiye topraklarına taşıma niyetiyle başlatıldığını düşündüğümüzde bunun somut örnekleriyle de şu yakın tarihte karşılaştığımızı hatırlatmak isterim.

Şöyle bir hatırlatmada bulunalım:

Libya ile ilgili böyle bir süreci risklerini de alarak yürütmenin alternatifi, Antalya Körfezine mahkûm olmak ve Erdoğan’ın isabetli bir şekilde dile getirdiği gibi Akdeniz üzerinden bir ‘Sevr planının’ dikte edilmesine rıza göstermekten başka bir şey değildir.

Mehmet Acet

Yorumlar