Son Dakika Yeni
  • 11:00:56 Türkiye'de temsilci atamayan Twitter'e reklam yasağı Türkiye'de temsilci atamayan Twitter ve Pinterest'e reklam yasağı geldi. Ayrıca Twitter İsrail İstihbaratına yakınlığı ile biliniyor. Twitter'ın sahibi (Paul Singer) Yahudi bir aileye mensuptur. Singer, İsrail yanlısı kuruluşlara büyük çapta bağış yapmasıyla bilinir. Paul Singer, Tel Aviv’de bulunan İsrail devlet büyükleri ile iş adamlarını bir araya getirip tanıştıran "Start-Up Nation Central’ın" kurucusudur....
  • 10:38:49 Rus muhalif Navalny'e tutuklama Rus muhalif Aleksey Navalny'nın denetimli serbestlik süresini defalarca ihlali ettiği gerekçesiyle 30 gün hapiste tutuklu kalmasına karar verildi....
  • 23:00:34 Haksız zamlara yeni yöntem Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, haksız fiyat artışı yapılan ürünlerde tüketici şikayetlerinin daha kolay yapılması için mobil uygulama geliştirdi....
  • 22:33:53 İngiltere'den İsrail'e 'Doğu Kudüs' çağrısı İngiltere, İsrail yönetimine Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yeni yerleşim yerlerinin inşaasının derhal durdurulması çağrısında bulundu....
  • 20:49:47 Fransa, Carrefour'un satışına izin vermedi Fransa, dev market zinciri Carrefour'un Kanadalı bir firmaya 20 milyar dolara satılmasına izin verilmeyeceğini açıkladı. Fransa Maliye Bakanı tarafından yapılan açıklamada "Gıda güvenliğimiz stratejiktir" ifadelerini dikkat çekti. ...
  • 17:44:29 Donald Tramp'ın 4 yıllık icraatı ABD Başkanlığı görevini 20 Ocak Çarşamba Demokrat Joe Biden'a devredecek olan Donald Trump, görevde kaldığı 4 yıl boyunca, dış politika konusunda aldığı kararlar ile uluslararası kamuoyunun gündeminden düşmedi....
  • 12:07:24 Biden, İsrail ve İran mücadelesi İran ve İsrail’in karşılıklı olarak uyguladıkları stratejiler ele alındığında Biden yönetiminin bu sürece, dönüştürücü bir etkide bulunabileceğini söylemek mümkündür. Bununla birlikte bu dönüştürücü gücün önünde mücadele alanlarının bulunduğunun da altını çizmek gerekmektedir....
  • 08:46:44 Yapılan Zamlarda ısrar niye? ekonomi yönetiminin aldığı tedbirlerle doların ateşi düştü. 8,50'nin üzerini gören kur, 7,50'nin altına çekildi. Şimdi herkes aynı soroyou soruyor: Dolar yükseldi diye jet hızıyla zam yapanlar, döviz gerileyince fiyat indiriminde neden yoklar? Oysa bugün dolar, gördüğü zirvenin yüzde 14'e yakın altına düştü. Uzmanlar, fiyatlara da benzer bir indirim gelmesi gerektiğini vurguluyor....

Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden derhal çıkmalıdır!

Türkiye, İstanbul Sözleşmesi’nden derhal çıkmalıdır!

Polonya Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış gerekçesini açık, net ama son derece sarsıcı bir şekilde şöyle açıkladı: “İstanbul Sözleşmesi, kabullenemeyeceğimiz sakıncalı ideolojik dayatmalar içeriyor. Meselâ bunlardan biri, “toplumsal cinsiyet” düşüncesi. Buna göre cinsiyet doğuştan değil, herkesin sosyo-kültürel kararına göre belirleniyor. Bu ideolojik varsayıma dayanan sözleşmeye göre, sözleşmeyi imzalayan devletler genç nesillere, bu “değer ve düşünceleri” öğretmek için eğitim sistemini değiştirmek zorunda. Önemli olanın sosyo-kültürel tercihlerimize göre belirlediğimiz cinsiyet olduğunu söylüyor. Bunu yanlış buluyoruz ve reddediyoruz.”

Kadın cinayeti gibi kangrene dönüşen bir sorunun o ürpertici Pınar Gültekin cinayetinden sonra sosyal medyada gündeme oturması kaçınılmazdı elbette.

Konu, kadın tecavüzü, cinayeti ve şiddeti’ydi.

Nasıl tartışıldı peki bu konu?

Şöyle: “Eğer İstanbul Sözleşmesi iptal edilirse, bu cinayetler kontrolden çıkar, dolayısıyla Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkması cinayettir!” denildi!

Konu, Pınar Gültekin cinayeti’ydi. Ama konuşulan, İstanbul Sözleşmesi’nin kadın cinayetinin önlenmesinde bir kurtarıcı olduğu iddiası!

“KADIN CİNAYETİ”, “KADINA ŞİDDET” İŞİN MASKESİ, KILIFI!

Birincisi, İstanbul Sözleşmesi’nde kadın cinayetine, kadın şiddetine ilişkin çok şey var. Fakat bu yasa uygulamaya konulduğu zamandan bu yana kadına yönelik cinayet ve şiddet olaylarında azalma değil, artma hatta katlanma olmuş!

Demek ki, neymiş? İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik cinayet ve şiddet olaylarını azaltmamış aksine artırmış, üstelik de katlayarak artırmış!

Bütün rakamlar, veriler, kadına yönelik şiddet, tecavüz ve cinayet olaylarında İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmaya başlanmasından bu yana patlama olduğunu göstermesine rağmen birileri neden ısrarla İstanbul Sözleşmesi’ni ölümüne savunma ihtiyacı duyuyor peki?

İkinci dikkat çekeceğim nokta tam bu soruyla ilgili: İstanbul Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet, cinayet, tecavüz sorunlarının hepsi maske, kılıf. Asıl dert “toplumsal cinsiyet eşitliği” ve “cinsel yönelim tercihi” (madde 3) gibi kavramlarla sapkın eşcinsel ilişki biçimlerini yasayla meşrulaştırmak ve yasa yoluyla topluma dayatmak!

Zokayı yutmayalım lütfen!

İstanbul Sözleşmesi’nde şiddetle, nefretle karşı çıktığımız yer burası işte: Birileri kadına cinayeti önleme kılıfı altında, bütün dünyada eşcinsel ilişki biçimlerini meşrulaştırma, dayatma ve yaygınlaştırma, dolayısıyla aile kurumunu çökertme amacı güdüyor!

Buna aslâ göz yumulamaz ve izin verilemez!

Kadına şiddetle, cinayetle ilgili başka yasa yapamayacak kadar aptal mı bu ülkenin hukukçuları?

Hasta mısınız siz?

Kimi aldatıyorsunuz?

Eğer bütün bunları bilerek yapıyorsanız bu toplumun altını sinsice oyacak, aileyi sinsice ortadan kaldıracak tehlikeli bir oyun oynuyorsunuz demektir ve bu tezgâhınız er geç deşifre edilip suratınıza çarpılır.

POLONYA KADAR OLAMAYACAK MIYIZ?

Tıpkı Polonya’da olduğu gibi...

Polonya, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkıyor.

Gerekçesi sarsıcı!

Polonya, bugünden itibaren İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış sürecini resmen başlatıyor...

Polonya Adalet Bakanı Zbigniew Ziobro, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış gerekçesini açık, net ama son derece sarsıcı bir şekilde şöyle açıkladı:

“İstanbul Sözleşmesi, kabullenemeyeceğimiz sakıncalı ideolojik dayatmalar içeriyor. Meselâ bunlardan biri, “toplumsal cinsiyet” düşüncesi. Buna göre cinsiyet doğuştan değil, herkesin sosyo-kültürel kararına göre belirleniyor. Bu ideolojik varsayıma dayanan sözleşmeye göre, sözleşmeyi imzalayan devletler genç nesillere, bu “değer ve düşünceleri” öğretmek için eğitim sistemini değiştirmek zorunda. Önemli olanın sosyo-kültürel tercihlerimize göre belirlediğimiz cinsiyet olduğunu söylüyor. Bunu yanlış buluyoruz ve reddediyoruz.”

Yanarım yanarım da, şu Müslüman ülkede Polonya Adalet Bakanı kadar İstanbul Sözleşmesi’ni açıkça ve son derece tutarlı, güçlü bir şekilde reddeden bir devlet adamı çıkmadı, ona yanarım!

Kadın cinayetini kimse savunamaz! Bu sözleşmenin asıl meselesi de kadına yönelik şiddet, cinayet değil. Milleti aptal yerine koymayın!

Kadın cinayeti maskedir, işin kılıfıdır!

Kaldı ki, biraz önce de dikkat çektiğim gibi, kadın cinayetini önleyecek yasa yapmaktan âciz mi Türkiye?

Oysa burada asıl amaç, eşcinsel ilişkilerin yasal hâle getirilmesi, yasayla dayatılması ve ailenin çökertilmesidir!

Böyle bir sözleşmenin adının “İstanbul Sözleşmesi” olarak adlandırılması ise yüzkarası!

Polonya Adalet Bakanı’nı dinlerken, İstanbul adının geçmesinden yüzüm kızardı, bu ülkenin her bir insanının da, yöneticisinin de bu videoyu izlediklerinde yüzlerinin kızaracağından, İstanbul’un adının insanı soysuzlaştıracak bir sözleşmenin adı olmasından çılgına döneceklerinden eminim.

Türkiye, böylesine iğrenç bir amaçla hazırlanan, cinsiyetsiz bir dünya inşasının kilometre taşlarını döşeyen yüzkarası bir anlaşmadan derhal çıkmalıdır!

Yoksa yasayla kendi ellerimizle kendi toplumunun altını oyma cinayetine imza atmış insanlar olarak tarihe geçeceğiz -Allah muhafaza!

Yeni şafak 
YUSUF KAPLAN 

Yorumlar