enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,6369
EURO
10,1479
ALTIN
493,87
BIST
1.407
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Kuvvetli Sağanak
23°C
İstanbul
23°C
Kuvvetli Sağanak
Perşembe Gök Gürültülü
17°C
Cuma Parçalı Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C
Pazar Az Bulutlu
25°C

Nejdet Demirel

Uzun metrajlı araştırma yazıları kaleme alan Nejdet Demirel, Orta Doğu başta olmak üzere İslam dünyasının içinde bulunmuş olduğu sorunları anlatan pek çok yazısı; farklı gazete, dergi ve dijital platformlarda yayınlanmıştır.

    ANNE BABA BİZ SUÇLUYUZ

    19.02.2021 00:00
    A+
    A-

    YAZININ SESLİ ANLATIMI 

    Çocuk ebeveyn ilişkisi çok detayları olan ve birden fazla konu başlığına sahip bir mesele olduğundan, bu yazıda özellikle aile çocuk eğitiminin önemli bir unsuru olan iletişim konusunda yapılan bazı hatalar ele alınacaktır. 

    Aile ve çocuk iletişimi üzerine yapılan bilimsel çalışmalarda, çocuğun kişilik ve psikolojik gelişiminde, ailenin ilk sırada yer aldığı ortaya konmuştur. Bu gerçeklik ışığında kabullenmemiz gerekir ki, çocuk eğitimini bilmiyoruz bilmediğimiz gibi öğrenmek içinde ciddi bir gayretimizde yok. “Ne garip bir durum ki! Kuran’ın ilk emri oku olmasına rağmen, bu dinin müntesipleri bizler okumuyor ve araştırmıyoruz.” Konumuzun başlığını, öz bir eleştiri yapmamıza yardımcı olur düşüncesiyle  “Anne Baba biz suçluyuz” diye tercih ettik.

    Ebeveynlerin pedagojik formasyondan yoksun yanlış çocuk eğitim uygulamaları, cinsellik dahil bastırılmış duygu altında yetişen bir nesil ortaya çıkarmıştır. Çelişkiler yumağı içinde yetişen çocuklar, yaş ilerledikçe ailenin kontrolünden hızlıca çıkma eğilimi gösterdiklerini gözlemliyebiliyoruz. Anne-Baba yıllarca çocuklar için ortaya konan fedakarlığın çekilen çilenin bir işe yaramadığına şahitlik etmenin hüznü ve şaşkınlığıyla, nerde hata yaptık diye serzenişte bulunmaya başlar. Bizim çocuk niye böyle oldu, o aslında böyle biri değildi, gibi kendini avutmaya dönük içine düştüğü aciz durumu anlamaya ve tanımlamaya çalışarak derin düşüncelere dalıp gider. 

    En çok yapılan hatalardan biride, ergenlik çağına adım atan bir çocuğa, anne-babanın yıllarca birçok badireler atlatılarak kazandığı tercübe ve birikimi, hiç bir sosyal gerçeklik düşünülmeden hemen aktarma isteğidir. Doğal olarak kapasitesi aktarılan bilgi ve tecrübeye hazır olmayan çocuk, aileden gelebilecek tepkileri hesaba katarak aslında kabul etmediği ve kafasında cevap bulması gereken onca soruya rağmen, kabul ediyor gibi gözükerek yıllarca çift kişilikli bir hayat sürmeye başlar. Taaki ergenlik çağına gelip ailenin kontrolünden çıkmaya başlayınca, iç dünyasında barındırıp yapmak isteyipte yapamadığı çirkin haram adına ne varsa yaparak tanınmaz bir hale gelir. 

    Çocuğun ebeveyini olan aile büyükleri hayret eder şaşırır ve çocuklarının bu kadar hızlı değişime girdiğine inanmak istemezler. İşin kolayına kaçılır, muhasebe yapmak yerine çocuk suçlanarak işin içinden çıkılır. Yapılan hataya kılıf hemen hazırdır. Çokça verilen örneklerden biride şudur: Hz Nuhun’da çocuğu iman etmemiş hatta 950 yıl Allah’ın dinini anlatmasına rağmen kendisine üçbeş insan dışında kimse inanmamış. Kişi nefsini tatmin etmek için gırla mazeret üretir durur. Şunu da hatırlatmadan geçmeyelim. Söylenen her bir sözün, uydurulan her bir mazeretin, “el-yevmü’l-âhirde” karşımıza çıkartılacağı gerçeğini nereye koyacağız.”

    Son dönem çok sık rastladığımız doğru bilinen ama çok büyük bir yanlış olan,” çocuklara baba gibi davranma arkadaş gibi davran sözüdür. Bazı aileler arasında bu anlayış hızla yayılmaktadır. Batıdan devşirme aynı zamanda Anne-Baba ve çocuk ilişkisini sıfırlayan safsata ve fanteziden öteye geçmeyen bu düşünce, ebeveyn ve çocuk arasındaki olması gereken ince çizgiyi yok etmiştir. Çocuğun arkadaşa değil rol model olacak Anne-Babaya ihtiyacının varlığı ısrarla görülmek istenmez. Siz nekadar arzulamış olsanızda, çocuğun ihtiyaç duyduğu bir arkadaşın yerini asla dolduramassınız. Fıtrata aykırı bir iş yapmaya çalıştığımız gerçeğini er yada geç karşımıza çıkacak ağır bedelleri yaşayarak, görerek test etmiş olacağız.

    Toparlayacak olursak ;
    batıdan kopya edilen aile ve çocuk eğitimi ile ilgili, akademik çalışmaların da dahil olduğu yazılan çizilen her ne var ise: Toplumun din, kültür ve ahlâk değerleri öncelenerek seçici davranılması gerekmektedir. Aile, bir toplumun mevcudiyetini sürdürebilmesi için hayati öneme sahip bir yaşam biçimidir. Öncelikle toplum olarak, ivedilikle bu konunun öneminin kavranılması gerekir. Çocuk ve iletişim adına İlerisi için projeksiyonlar üretilmek isteniyorsa, kamu spotu dahil her türlü iletişim araçları kullanılarak, farkındalık oluşturmak gerekliliği üzerinde mutabık olmamız zorunluluk halini almıştır. 

    Selam ve Duayla

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.