ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,8435
EURO
35,6892
ALTIN
2.555,72
BIST
11.097,00
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Az Bulutlu
28°C
Cumartesi Az Bulutlu
31°C
Pazar Açık
32°C

Mustafa Özcan

Mısır ve Suriye’de Arapça ve İslami eğitim alan Mustafa Özcan, Milli Gazete, Yeni Şafak ve Yeni Asya gazetelerinde dış haberler servislerini yönetti.Yerli ve yabancı onlarca dergi ve gazetede yazı ve makaleleri yayınlanmıştır.

    Çözüm İslam’da, sorun Müslümanlarda!

    25.06.2024 03:56
    A+
    A-

    Bir zamanlar İbrahim Şükri başkanlığında Mısır’da faaliyet gösteren Hizbu’ş Şa’b partisinin yayın organını yöneten Adil Hüseyin ‘çözüm İslam’da diye bir slogan üretmişti. Deneme anında ise özellikle Arap Baharı sonrasında evdeki hesap çarşıya uymadı. İslami kesimlerin çuvalladıkları görüldü. Bunda egemen güçlerin ve kurulu rejimlerin payı olduğu kadar pusulasını iyi ayarlayamamış Müslümanların da kusuru var. Evet nazari olarak çözüm İslam’da. Pratik olarak da Müslümanlarda. Lakin teorik ayak ile pratik ayak birbirinden kopuk vaziyette! İkisini bir araya getirmek gerekiyor! Mümkün mertebe İslam ile Müslümanlar arasındaki açığı kapatmak gerekiyor!

    Sudanlı düşünür merhum Muhammed Ebu’l Kasım Hac Muhammed Müslümanların ancak feleğin çemberinden geçtikten sonra zafere ulaşabileceklerini söylemiştir. İslam Düşünce Enstitüsü kapsamında çalışmaları olan Muhammed Ebu’l Kasım Hac Muhammed, 1400 hicri yılı münasebetiyle (1979) El Alemiyyetü’l İslamiyye es Saniye/İslam’ın İkinci Küreselleşmesi kitabını kaleme almıştır. Bu kitap aynı yıl kaleme alınan Pakistanlı Fazlurrahman’ın İslam kitabına muadil kitaplardan biridir. Çok sıkıntılı ve çalkantılı bir devreden sonra İslam’ın evrensel ve küresel çapta zafere ulaşacağını ve bunun Allah’ın bir lütfu ve beşareti olduğunu söylemiştir. İslam’ın zaferi Allah’ın garantisi altındadır. Zafer slogan düzeyinde değil icraat düzeyindedir. 1979 yılında Müslümanlar donanım olarak bunu gerçekleştirmeye pek hazır değillerdi. Bunu en somutlaştıran cümlelerden birisi ezgileriyle tanınmış sanatçı Eşref Ziya’ya ait. ‘Bir ezgi ile dünyayı değiştireceğimi zannetmiştim’ demiştir. Çözüm gerçekten de eskimeyen değerleriyle birlikte İslam’da. Lakin Müslümanlar bu enerjiyi ve gücü hayata geçiremiyorlar. Çözüm İslam’da ama Müslümanlar gevşek, onu yakalayamıyorlar. Pusulayı kaybetmişler. Merhum Adil Hüseyin’in hak söz olarak söylediği cümlenin diğer yarısını da Richard Nixon’ın Danışmanı Robert Dickson Crane tamamlıyor. Ona göre çözümü engelleyenler ise Müslümanların kendisi. Müslümanlardan bir kısmı onu layıkıyla anlayamıyor ve uygulayamıyor diğer kısmı da onunla muharebe halinde. Müslüman olarak Faruk Abdulhak ismini alan Crane çok sevdiği ve adeta önünde eridiği adaleti de ismine katmış veya İslam’dan sonraki ismine yansıtmış. Faruk Abdulhak ismini almış. Hukuk okuyan Crane hukuk eğitimi sırasında Batı hukukunda bir tek kez olsun adalet vurgusunu rastlamadığını söylemiştir. Buna mukabil İslami literatürde adalet vurgusundan geçilmediğini hatırlatmıştır. Bir Yahudi hukukçuyla tartışmasını dile getiriyor. Bir hukuk panelinde Yahudi hukukçulardan birisi sözü İslam’a getirir ve İslam’ı paylamaya ve karalamaya çalışır. Crane ise onu susturmaya yeltenir. Ona sorar: Amerikan anayasasında ve yasalarında miras hukukunun hacmi nedir? Yahudi muhatabı teklemeden 8 ciltten müteşekkil olduğunu söyler. Bunun üzerine Crane İslam’ın on satırda bütün miras hukukunu özetlediğini ve hallettiğini ispat edersem ne dersin diye sorar! Bu takdirde, İslam’ın hak din olduğunu kabul eder misin diye üsteler! Adam olamaz diye cevap verir. Bunun üzerine ilgili ayetleri getirir önüne koyar. Birkaç gün sonra adam tekrar gelir ve şunları söyler: “Hiçbir beşeri akıl akrabalık ilişkilerini ve bundan doğan miras hukukunu bu şekilde özetleyemez!” Bu burhan karşısında Yahudi hukukçu Müslüman olur.

    Müslüman olduktan sonra Nixon’ın Danışmanı Faruk Abdulhak Batılıların körlemesine İslam’a sataşmalarını ve düşman olmalarını eleştirmeye başlar. Ama bu yeterli değildir. “İğneyi evvel kendine batır, sonra çuvaldızı başkasına” misali iğneyi de Müslümanlara batırır. Müslümanlar, nazarında İslam’a ayna değil perde olmaktadırlar. Müslümanların İslam’ı anlayamadıklarını ve öğretilerini de dikkate almadıklarını söylemiş. Hak aşığı Abdulhak 92 yaşında 12 Aralık 2021 tarihinde vefat ediyor.

    Adalete aşık bir adamdır.

    Crane, Anadolu Ajansı’nın Global İletişim Ortağı olduğu, “Parçalanmış Bir Dünyada Barış ve Güvenliği Yeniden Düşünmek” temasıyla Swiss Hotel The Bosphorus’ta düzenlenen (2018) TRT World Forum’un “Düzen ve Kaos Arasında Bir Dünya: Birinci Cihan Harbi’nden 100 Yıl Sonra” başlıklı oturumunda konuşur. Şöyle seslenir: “Adaletten bahsetmek istiyorum. Barış, refah ve özgürlük hepsi adaletin ürünüdür. Aynı şekilde adalet de bunların ürünüdür. Bir uyum ve etkileşim var aralarında. Dünyadaki problemlerden birisi uyumsuzluk. Adalet konusu çok önemli. Benim mesleğim özellikle yargı ve devlet yapılarının ötesinde bütün medeniyetleri incelemişliğim var.” diye konuşur. Crane, konuşmasında İslam’daki adalet vurgusuna dikkati çekerek, bunun dünyanın geleceğinin özünü oluşturduğunu ifade eder.

    İnsanların bugün ne yapacaklarına odakladıklarını aktaran Crane, bu nedenle gelecek için yeterli bir vizyona sahip olmadıklarını söyler. Crane, liderliğin önemine dikkati çekerek, “Medeniyetlerin geçmişine bakılırsa bunu görürsünüz. Medeniyetler, insanlar zorluklarla başa çıktıklarında yükselir. Artık bu mücadeleyi bıraktıklarında da medeniyetler çöker. Bu sebepten ötürü terörizm yaşanıyor. Çözülmeye yatkın oluyor ve insanlar umutsuz hale geliyor. Bu dünyayı bir araya getiremiyorsak o zaman yok ederiz. Osmanlı’nın birçok sebepten ötürü dünya için bir model olduğunu aktaran Crane, “1648’den beri uluslararası kanunda halkların mevcudiyeti yok. Ama Osmanlı’da vardı. İnsanlar temelde özerktiler. Kimliklerini tehdit altında hissetmezlerdi. ABD tüm dünyadaki insanların kimliğini tehdit ediyor. Biz Avrupalılar yapay devletleri oluşturduk. Millet oluşturmaya çalıştık. Mevcut milletleri yok etmektir bu. Osmanlı İmparatorluğu’nun bilgeliğine geri dönmemiz lazım. Ancak bu şekilde liderlik edilebilir. Bir Türk modeli geliştirerek Atlantik’ten Çin’e kadar bu şekilde olabilir.” demiştir. Kısaca, Müslümanlar İslam’a kulak vermiyorlar. Verdiklerinde makus talih değişecektir.

    Fikriyat Dergisi

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.