ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,1892
EURO
34,9689
ALTIN
2.426,70
BIST
10.481,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Cuma Açık
29°C
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Açık
31°C
Pazartesi Az Bulutlu
30°C

Nejdet Demirel

Uzun metrajlı araştırma yazıları kaleme alan Nejdet Demirel, Orta Doğu başta olmak üzere İslam dünyasının içinde bulunmuş olduğu sorunları anlatan pek çok yazısı; farklı gazete, dergi ve dijital platformlarda yayınlanmıştır.

    KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ ve BATININ İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

    29.11.2019 00:00
    A+
    A-

    KADIN ERKEK EŞİTLİĞİ ve BATININ İKİ YÜZLÜLÜĞÜ

    İslam düşmanları sahih İslam anlayışını tahrip etmek, Müslümanları birbirine düşürmek, ihtilaflı meseleleri kaşımak ve kişilerin İslam adına yaptığı yanlışlıkları, İslama mal etmek için tarih boyunca büyük gayret içinde oldular. İslam ve kadın konusu bunlardan sadece biridir. Batı dediğimiz İslam dışı aktörler bir algı çerçevesinde, kadın erkek eşitliği meselesini hep gündemde tutarak, yüzyıllardır İslam'a bir saldırı aracı olarak tepe tepe kullandılar. Bu saldırı ve ötekileştirme taktiği günümüze gelinceye dek aynen devam etmiştir. Bazı nüans farkları dışında değişen pek farklı bir şeyin olmadığı verilen örneklerde görülecektir.

    Kadına en yüce değeri bahşeden İslam, kadın erkek konusunu hassas bir denge gözeterek ele almıştır. Bunlar yaradılıştan kaynaklanan farklılık ve buna bağlı olarak her iki cinsin görev ve sorumluluk alanının çeşitliliği. Eski cahiliye geneleğinde insan yerine dahi konulmayan kadına, Allah cc tarafından eş ve anne olarak bir erkeğin erişmesinin mümkün olamıyacağı bir makam bahşedilmiştir. Kadına verilen önem ve ehemmiyet İslami metinlerde defalarca tekrar edilmiş ve önemine vurgu yapılarak nesilden nesile aktarılmıştır. İslam inancının kadına biçtiği değer ve görev dağılımı, ancak hakiki iman ve teslimiyet ile kavranabilecek bir husus olduğunuda unutmamak gerekir.

    İslam'ın kadına bahşetmiş olduğu ulvi makamın anlaşılabilmesi için, batının kadına bakış açısını mütalaa edip ortaya konan pratiklerine bakmamız kafi gelecektir.

    Batı dünyasının biyografisine bakıldığında kadın olgusuna sergilemiş olduğu yaklaşım muamdan öteye geçmemektedir. Orta çağdan 20.yüzyıla gelinceye dek, batı kentlerinde kadın aşağılanan insan'mı şeytan'mı tartışmalarının yapıldığı bir yaklaşım söz konusuydu. Engizisyon mahkemelerince binlerce kadın şeytan, cadı, ve uğursuz yakıştırması yapılarak öldürülmüştür. Kilisenin baş rolde yer aldığı bu katliamlar 17.yüzyıla kadar devam edegelmiştir. Özgürlüğün beşiği olarak tanıtılan "Avrupa'da, kadınlar 1902 den başlayıp 1971 de son bulan bir süreç sonrası ancak seçme ve seçilme hakkını kazanabilmiştir."

    Dünyanın en medeni ülkeleri arasında gösterilen Avrupa devletlerinin kadın konusunda geldiği noktayı irdelemek için biraz geriye gitmemiz konuyu daha anlaşılır kılacaktır. 1.Dünya Savaşında 18 milyon, 2.Dünya savaşında ise 60 milyona yakın insan öldürüldü. Savaş nedeniyle ölenlerin büyük bölümü erkeklerden oluşmaktaydı. Avrupa devletleri erkek ölümlerine bağlı olarak, ortaya çıkan iş gücü açığını, kadınları iş sahasına sürerek kapatma yolunu tercih ettiler.

    İzlenen bu yöntem evdeki görev ve sorumluluğu ağır olan kadının, iş sahasına çekilerek erkeklerle eşit koşullarda çalıştırılması, onlar üzerindeki mevcut olan baskıyı daha çok artırmış oldu. Yalan ve iftirada mahir olan bu kokuşmuş medeniyet simsarları, özgürlük eşitlik ve insan hakları gibi kavramların arkasına sığınarak toplumlar aldatıldı. Kitle iletişim araçların birçoğuna sahip olan bu ülkeler dünyayı kandırmaları zor olmadı.

    Özgürlük denince akla ilk gelen Avrupa ülkelerinde, kadınların maruz kaldığı şiddet ve tecavüz vakalarına istatistikler eşliğinde yakından bakalım :
    Türkiye Büyük Millet Meclisi Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun hazırladığı raporda : Danimarka’da kadınların %52’sinin, Finlandiya’daki kadınların %47’sinin, İngiltere ve Fransa’daki kadınların %45’inin, Almanya’daki kadınların ise %35’inin tecavüz ve cinsel saldırıya uğradığına dair bilgiler yer aldı.

    Komisyonun titizlikle hazırladığı rapora göre : Avrupa’da yaşayan 15 yaş ve üzeri her 3 kadından 1’i tecavüz yada cinsel saldırıya uğruyor. Yine her 3 kadından biri de erkekler tarafından darp edilerek fiziksel şiddet mağduru olmuştur. Bir Avrupa birliği ülkesi olan Danimarka’da ise kadınların %52’si tecavüz veya şiddete maruz kaldığı yayınlanan aynı raporda ortaya konulmuştur. Tecavüz ve darp olaylarında İskandinav ülkelerinin ilk sırayı işgal ettiği ayrıca belirtilmiştir.

    Amerika Birleşik devletinin tarihi Avrupa'dan pek farklı değil. Kıtanın keşfiyle beraber, ABD topraklarının gerçek sahibi olan kızıl derili diye isimlendirdikleri yerli halk asimetrik bir şekilde katliama tabi tutularak çoğu öldürülmüştür. Sonraki süreçte sırf derisinin rengi siyah diye insanlar köleleştirilip hayvan gibi satılarak, en ağır işkenceye maruz bırakılmıştır. ABD siyahi İnsanlara uyguladığı ırkçı ve ayrımcılık içeren uygulamaları, ana yasa kitapçığından 1950 de ancak çıkarabilmiştir. Irkçılık halen Amerika Birleşik Devletinin en büyük sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. İslama kadınlar üzerinden planlı bir saldırının üssü haline dönüşen, ABD'nin ikiyüzlü bir devlet politikası izlediğine dair bir kaç misal vermek istiyorum :

    DÜNYADA TECAVÜZ VAKALARININ EN ÇOK GÖRÜLDÜĞÜ ÜLKE "AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETİNİN OLDUĞUNA DAİR, YAPILMIŞ FARKLI ARAŞTIRMALAR ULUSLARARASI MEDYA AJANSLARINDA BOY BOY YER ALDI"
    ABD Tecavüzle Mücadele Merkezi’nin istatistiklerine göre : Ülkede dakikada 1,3 tecavüz hadisesi yaşanıyor. Ülkede günde 1900 ve yılda 683 bin kadına tecavüz ediliyor. "Buna göre ABD’de her 8 kadından biri tecavüze uğruyor." Yaşanan bu hadiselerin bir kısmının polise intikal etmediği, mağdurların susmayı ve olayı gizlemeyi tercih ettiği ayrıca raporda dile getirilmiş. Tecavüze uğrayanların %62’si 18 yaşından, %29’u ise 11 yaşından küçük. Tecavüz edilenlerin %22'si ise erkek çocuklardan oluşuyor. ABD’de kadınların yaklaşık %20’si hayatlarında bir kez tecavüze yada tecavüz girişimine hedef oluyor.

    Küçük kızlarla evlilik üzerinden Müslümanlara saldıran Amerika Birleşik Devletinin, bu konudaki uygulamalarına bakacak olursak.
    ABD'de faaliyet yürüten "Unchained at Last” adında çocuk evliliğine karşı faaliyet yürüten grubun, resmi belgelere dayanarak verdiği bilgilere göre :
    ABD’nin 3 eyaletinde yasalara göre 11 yaş ve üstü küçük kızlarla evlilik, annenin izni şartıyla yapılmaktadır. 20 ye yakın eyalette ise 14 yaş üzeri kızlarla evliliğin önünde yasaklayıcı hiç bir kanun maddesi bulunmamaktadır. Bazı eyaletlerde ise yaş sınırlaması bile yok. Aynı ABD küçük yaşta kızlarla evlilik temasını işleyen "hollywood" yapımı bir düzine flim vizyona sokarak İslamı kötülemek için kullanmıştır. "Kadın haklarını bahane ederek, İslama saldıran yerli ve yabancı çevrelerin, aslına bakılırsa kadın haklarıyla yakından uzaktan alakalarının olmadığı, onların tek derdinin bu objeleri kullarak İslamı kötüleyip kalplerde yeşermesini engellemek olduğu gerçeğidir.

    Asya kıtasına geldiğimizde ise batının farklı bir yüzü karşımıza çıkmaktadır. Coğrafyada akıl almaz yaşamlara şahit olmaktayız. Asyanın küresel devi sayılan, Hindistan'ın başı çektiği pek çok Asya ülkesinde "7 yaş ve üzeri küçük kızlar seks kölesi olarak çalıştırılmaktadır," İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin belgesel bir yapıta imza atarak konuyu ekranlara taşımasıyla, yaşananlardan dünya kamuoyu haberdar olmuştu. Çin’den sonra en büyük nüfusa sahip Hindistan devleti "Thomson Reuters Vakfı'nın yaptığı ankete göre : Kadınlar için en tehlikeli bir ülke olarak kayıtlara geçmiştir. 

    Sapıklıkta sınır tanımayan kıtanın bazı ülkelerinde ise, kabulü mümkün olmayan bir dizi ahlaksız uygulama, bölge insanı tarafından kabul görmesidir. Buna bir örnekte :
    kadınlara para ödenerek özellikle ölü cenin doğurması için yapılan organizasyonlardır. Doğurtulan ölü ceninler bölgenin prestijli lokantalarına satılarak özel müşterilere servis edilmektedir. İşin acı tarafı ise İnsanlık dışı bu vahşet gizli saklı değil açıktan yapılmasıdır.

    İnsanlıktan nasibini almamış kokuşmuş bu batı medeniyeti, şimdi İslam dünyasına dönüp ahlaktan özgürlükten bahsetmesi ne kadar inandırıcı olabilir. Kadın başta olmak üzere insana gerçek özgürlüğü bahşeden İslam inancıdır. Müslümanların geçmiş tarihinde bunun sayısız örnekleri vardır. İslam orduları tarafından fethedilen bölgelerde, gayri müslim tebaya adil davranılarak, onların can ve mal güvenliği koruma altına alınıp, sahip çıkılması denizde damla misali küçük bir örnektir.

    Makamların en şereflisi olan anneye of dahi söylemeyi yasaklayan ve kadının tüm haklarını, İslam hukukuyla koruma altına alan İslam dini ile sapıklıkta sınır tanımayan, batının ahlaktan vicdandan yoksun bencil çıkarcı medeniyet anlayışını, mukayese edip Müslümanlara örnek ve hedef olarak göstermek, ancak cehaletle izah edilebilecek patolojik bir durumdur.

    PEKİ BATI BİZDEN NE İSTİYOR?
    Onlar gibi olmamızı veya buna olanak yoksa, zayıflatılıp içi boşaltılmış bir medeniyet tasavvuru bize empoze edilmeye çalışılmaktadır. Bu bağlamda
    Şer güçlerin İslam üzerindeki projelerinin en önemli ayaklarından biride, İnanç esaslarına karşı şüpheli bir toplum inşa etmektir. Belli dönemlerde bunda başarılı da oldular diyebiliriz. "Ortaya şöyle bir İslâm anlayışı çıkartılmak isteniyor :
    Kendi değerlerine şüpheyle bakan, sabiteleri olmayan, herşeyi sorgulayan, iman etmesi gereken esasları dahi batı'nın akılcı seküler onayına sunan ve kendine olan güvenini kaybetmiş, hedef ve ideali olmayan bir gençlik meydana getirmek."

    İslama düşmanlık besleyen çevrelerin hayalini kurup üzerinde çalıştığı, Müslüman halkları dönüştürme projesi, eğer işlevsiz hale getirilmek isteniyorsa, öncelikle İslami metinlerde anlatılıp dikkat çekilen, Yahudi, Hristiyan ve diğer batıl din inanç esasları etüd edilerek toplum aydınlatılmalıdır.  Dolayısıyla İslam dünyasını kendi kültür anlayışlarına göre dizayın etmek istemeleri doğru zeminde değerlendirilerek tedbirler alınmalıdır. 
    Eğer İslam dünyası sadece Kur'anın şu hükmünü dahi dikkate almış olsaydı,
    Müslümanlar batının bu derece yıkıcı ve bölücü faaliyetlerine muhatap olmayacaktı.

    Yüce Allah Şöyle Buyuruyor :
    "Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. De ki: “Allah’ın yolu asıl doğru yoldur.” Sana gelen ilimden sonra, eğer onların arzu ve keyiflerine uyacak olursan, bilmiş ol ki, Allah’tan sana ne bir dost, ne bir yardımcı vardır."
    (BAKARA / 120)

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.