enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4734
EURO
10,0794
ALTIN
498,49
BIST
1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Cumartesi Sıcak
35°C
Pazar Açık
34°C
Pazartesi Sıcak
36°C
Salı Sıcak
37°C

Nejdet Demirel

Uzun metrajlı araştırma yazıları kaleme alan Nejdet Demirel, Orta Doğu başta olmak üzere İslam dünyasının içinde bulunmuş olduğu sorunları anlatan pek çok yazısı; farklı gazete, dergi ve dijital platformlarda yayınlanmıştır.

    ERDOĞAN’I ANLAMAK

    07.02.2021 00:00
    A+
    A-

    YAZININ SESLİ ANLATIMI 

    Erdoğan liderliğindeki Akparti hükümeti, politik ve siyasi icraatları ile Türkiye’de olduğu gibi İslam dünyasında da tartışılmaya devam etmektedir. Türkiye ölçeğinde yaşanan tartışmaların doğru bir zeminde yürütülmesine katkı sunmak için bu yazı kaleme alınmıştır. 

    Erdoğan’ın İslam dünyası açısından çok şeyler ifade ettiğini ve Akparti iktidarı tarafından sağlanan imkanların şikayet edilip sızlanmak yerine, bir an önce ümmetin menfaati doğrultusunda kullanılması gerektiğini defalarca yazıp çizdik. Üzülerek ifade etmek gerekirse çoğu zaman muradımızı anlatmakta zorlandık. Çünkü dindarlığı ile bilinen bazı vakıf, dernek ve kanaat önderi hocalarımız, Akparti ve başındaki Erdoğan’ı anlamak konusunda çokca hata ve değerlendirmelerin yapıldığını gördük. Türkiye Cumhuriyeti’nin kendine münhasır şartları hep göz ardı edildi. Ümmetin gelecek vizyonu, Kısır ve dar bir alanda sürdürülen tartışmalara kurban edildiğine şahit olduk. Dolayısıyla Akparti iktidarı ile oluşan özgürlük ve kazanımlar bozuk para gibi harcanıp tüketiliyor. . 

    Osmanlı sonrası kurulan laik cumhuriyet, din karşıtı tutumu ile halen hafızalarda tazeliğini korumaktadır. İslamı kendi varlığına düşman olarak tanımlamış olan bu sistem, İnançlı insanlara sistematik olarak uyguladığı zulüm ve ötekileştirici politikalar çok çabuk unutulmuşa benziyor. İşin daha vahim kısmı, Müslümanlar bu baskı ve zulümler karşısında çözüm üretmek yerine, birbiriyle uğraşarak enerjilerini boşa harcamaktalar. 

    Erdoğan liderliğindeki Akparti iktidarının büyük gayretleri sonucu elde edilen özgürlük zemini, basit dünyevi çıkarlara kurban edilmemelidir. Elbette ki, bu süreçte Akparti hükümeti hatalı bazı siyasi girişimleri olmuştur. Parti tarafından Israrla sürdürülen toplumun değer yargılarından uzak bazı politik anlayışlar, halen varlığını sürdürmektedir bunun elbetteki farkındayız. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen gözden kaçan önemli bir ayrıntıyı özetlemek gerekirse. Laik seküler bir devlet yapısına sahip ve farklı denglemleri yapısında barındıran, “Türkiye Cumhuriyeti’nin” işleyiş mekanizması derinlemesine bilinmemesinden olsa gerek, Akparti iktidarı’nın sahip olduğu güç çok abartılmıştır. Bunun sonucu olarak müslümanlar bir çok alanda gereksiz beklentilere girmiştir. 

    Ak Parti iktidarının izlediği siyasi duruş, zaman zaman bizleri üzüp hayal kırıklığına uğratmış olsada, şu çok iyi bilinmelidir, politik ve siyasi arenada yaşanan kutuplaşma zemini Türkiye sınırları ile kayıtlı kalınmamıştır. Yaşanan süreç, Erdoğa’nın şahsında, İslam dünyasına karşı bir savaşa dönüşmüş durumdadır. 
    Ve diyoruz ki : Eğer Erdoğan’ı indirmeyi başarırlarsa
    “Her Şey Daha Güzel Olmayacak”
    Yanılmayı çok isterdim ve bu günleri mumla arıyacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın!

    Küresel güçler ve onların taşeronu haline dönüştürülen yapılar, Recep Tayyip Erdoğan’ı alaşağı ettikleri gün, Akparti hükümeti’nin tüm dünya müslümanlarını önceleyen ve onlara sahip çıkan siyasi duruşu büyük ölçüde sekteye uğrayacaktır. Coğrafyamızda sahneye konan asimetrik savaş, Akparti’yi devirmek ile sınırlı kalmayıp tüm islam ülkelerini kapsayan uluslararası bir projeye dönüştürülecektir. Türkiye Cumhuriyeti, son dönem ortaya koyduğu siyasi hamlelerle, batılı ülkelerin hareket kabiliyetini önemli ölçüde zayıflatmıştır. ABD, İsrail ve diğer Avrupa başkentlerinin Erdoğan düşmanlığının nedenini anlatmaya gerek yok zannedersem. 

    Gelecekte nasıl bir Türkiye manzarası ile karşı karşıya kalacağımızı görmek açısından, CHP ve bileşenleri tarafından kazanılan bazı il ve ilçe belediyeler de ortaya konan icraatlara bakmanın yeterli olacağını düşünüyorum. CHP kazandığı belediye sınırları içerisinde yaşayan Suriye ve diğer mazlum mülteci ailelere, buraları acilen terk edin diye pusulalar göndererek onlara gözdağı vermeye çalışıyor. Ayrıca CHP tarafından kazanılan belediyelerde çalışan dindar kesim, işten çıkartma, sürgün ve değişik katmanlarda baskılara uğratılmıştır. Yapılanlara bakınca, olası bir iktidar değişikliğinde 28 şubat benzeri uygulamaların tekrar hortlatılacağı ihtimalinin hiç de uzak olmadığı anlaşılmaktadır. CHP, HDP ve benzeri partilerin iktidar gücünü ele geçirdikleri an, dindar kesimin baskı ve zulüme yeniden muhatap kalacağını kestirmek artık bir hayel değil. 

    Suriye başta olmak üzere, ülkemize sığınan milyonlarca yabancı uyruklu insan tedirgin edilmiş durumdadır. Endişe ve tedirgin olmalarında haksızda sayılmazlar. Çünkü CHP’nin genel başkan sıfatını taşıyan “Kemal Kılıçdaroğlu” defalarca iktidara geldiklerinde, Türkiye’ye sığınmış yabancı uyruklu kişileri ülkelerine geri göndereceğini ısrarla söylemiş birisidir. Bu ırkçı şovenist çıkışlarla yetinmeyen “Kılıçdaroğlu” Erdoğan’ın mazlum yabancı ülke halklarına sahip çıkmasına dönük siyasetine çok sert eleştiriler yönelterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yüce divan’da yargılatmakla tehtid edebilmiştir. Ülkemizde ikamet eden, ihvan hareketi başta olmak üzere, zulüm ve işkenceden, Türkiye kaçmak zorunda kalan farklı cemaatlerin lider kadrosuna mensup kişilerin, ülkelerine iade edilmeleri halinde bunların büyük bir kısmı idam edileceği tehlikesi halen sürmektedir.

    Yukarıda tespitleri yapılan olumsuz tabloya karşı neler yapılabilinir diye bir dizi çıkarımlarda bulunmak istiyorum.
    2019 mahalli seçimleri göstermiştir ki, 
    Akparti yönetici kadrosu acilen bir durum değerlendirmesi yapması artık kaçınılmaz olmuştur. Uzun süre iktidarda olmanın getirmiş olduğu metal yorgunluk ve buna ilaveten sık sık tekrarlanan yönetim hataları, Akparti’ye gönül vermiş binlerce insanı partiden uzaklaştırmıştır. Bu bağlamda Akparti’yi uzun zamandır takip eden bir kardeşiniz olarak, gördüğüm eksik uygulama ve yönetim hatalarına kısada olsa değinmek istiyorum. Müslümanların birlik ve vahdetine inanmış biri olarak, Akparti çatısı altında siyaset yapan kardeşlerimizin, aşağıda sıralanmış olan tavsiye ve önerilerimize kulak vereceklerine inanıyorum.

    (*) İrili ufaklı tüm cemaat ve vakıflar ile temas kurulup, şikayet ve istekleri doğrultusunda bir Kordinasyon oluşturulmalı
    (*) İslami duyarlığı zayıf helal ve haram hassasiyeti olmayan, yönetici takımı ekarte edilmelidir. Bu kişilere geri planda görevler verilerek değerlendirmek daha isabetli olacaktır
    (*) Akparti belediye İl ve İlçe başkanlıkları halkın kolayca ulaşabilecekleri kurumlara dönüştürülmeli. Ayrıca bu başkanlıklar özel bir komisyon tarafından periyodik aralıklarla denetlenmeli
    (*) Özellikle kürt vatandaşlar için ötekileştirici dilden uzak durulmalı. Geçmiş dönem seçim çalışmaların’da eleştirel bir tarzda dile getirilen “Kürdistan” vb cümlelerin kurulmasın’dan şiddetle kaçınılmalı
    (*) Akparti tabanına yakın olan Saadet Partisi ve Büyük Birlik Partisi gibi siyasi oluşumlarda görev alıp teşkilat deneyim ve tecrübesi olan samimi kişilerin, Akparti’nin teşkilat yapısına kazanıldırılması için çalışma başlatılmalı.
    (*) İslami hassasiyeti zayıf olan Akparti teşkilatları, sohbet panel ve konferans gibi etkinlikler düzenlenerek, gençlik üzerinde dava bilinci oluşturulmalı. Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelen sosyal medyanın daha etkin ve işlevsel kullanımı sağlanmalı
    (*) Erdoğan ve Akparti hakkında ortaya atılan iftira ve yalan haberlere anında tatminkar cevaplar verilmesi
    (*) Mahalle teşkilatları, İnsanların ehemmiyet ve önem verdiği düğün ve cenaze gibi organizasyon’lara katılım sağlanarak mahalle sakinleriyle iletişim ve diyalog kurulması.
    (*) Küresel baronlar tarafından planlı bir şekilde oluşturulan Erdoğan düşmanlığına karşı, diyalog kanalları işletilerek bu insanların bir türlü ikna edilmeye çalışılması
    (*) Kadınlar lehine çıkartılan kanun ve düzenlemeler tekrar gözden geçirilmelidir. Büyük tepkilere neden olan ve “pozitif ayrımcılık” gibi gözüken bu uygulamalar, kadınları erkekler karşısında hedef haline getirmiştir. Bu yanlıştan acilen dönülmeli ve Türk aile yapısına uygun yeni politikalar üretilmelidir

    Menfaatten uzak, samimi gönülden dile getirilen uyarı ve tavsiyelerimiz, Akparti’yi yöneten kardeşlerimiz nezdinde bir karşılık bulurmu bilemiyorum. Ama şuna eminim ki, Müslümanların zafer ve başarısı istişare ve Şûrâ ile alınan kararlarda yatmaktadır. Hangi mazereti öne sürersek sürelim hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur. Çünkü, adaletsizliğin bir tezahürü olan kibir, adam kayırma, gibi hasletler terkedilmediği müddetçe gönüllerden silinip yok olmaya mahkum olmuşuz demektir.

    “ALLAHIM AYAKLARIMIZI SABİT KIL, KALPLERİMİZİ BİRBİRİNE YAKLAŞTIR. DÜŞMANLARIMIZA KARŞI BİZE GÜÇ VE KUVVET VER.”

    Nejdet Demirel 

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.