enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
13,7194
EURO
15,5684
ALTIN
786,58
BIST
1.910
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Çok Bulutlu
17°C
Salı Gök Gürültülü
16°C
Çarşamba Yağışlı
13°C
Perşembe Çok Bulutlu
14°C

Mehmet Emin Can

İslami alanda yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Medrese eğitimi alan Mehmet Emin Can, İslam kaynakları üzerinde yaptığı araştırma ve sohbetleri ile bilinmektedir. Şuan fahri imamlık görevini ifa etmektedir.

    Sihir ve Büyüden Nasıl Kurtulunur

    05.01.2020 00:00
    A+
    A-

    BÜYÜ VE SİHRİN ETKİLERİ VARMIDIR?  BUNLARDAN KURTULMANIN YOLLARI

    Tarihte  muhtelif Kültürlerde. Büyü ve sihir, Paleolitik devrede bile örnekleri bulunan çok eski bir uygulamadır. Eski Mezopotamya ve Mısır’dan kalma, tılsımlı sözler ve büyü formülleri ihtiva eden çok sayıda metin günümüze kadar gelmiştir. Eski Çin’de büyü taoizmle özdeşleşmişti. Hinduizm’de büyücülük geniş yer tutar. Eski Yunan’da Hekata sırlı bir kişiliğe sahip olması yanında büyü ilahesi olarak da benimsenmişti. 

    Büyü ve sihir zaman zaman aynı anlamda kullanılsalarda aslında aynı şeyler değillerdir. Arapça'da "sihir" kelimesiyle ifade edilen büyü¸ din ile ilgisi olmayan dualarla ve hareketlerle ruh üzerine tesir yapmaktır. Bu kelime¸ gözbağcılık ve hile yoluyla insanları manyetize ederek tabiat kanunla¬rına aykırı olaylar ortaya koyma sanatını ifade etmek için kullanılır. 
    Büyü ise Tabiat üstü güçler yardımıyla tabiatı etkileyerek olağan üstü sonuçlar elde etme esasına dayanan faaliyetler için kullanılan bir terimdir.Sihir büyüyü de içine alan daha kapsamlı bir terimdir.

    İslam dini, büyük günahlar arasında saydığı sihri şiddetle yasaklamış, Kur’an-ı Kerim’de sihir yapanların ahiretten nasibi olmadığı ve bunu yapanların şerrinden Allah’a sığınılması gerektiği vurgulanmıştır (Bakara,102; Felak, 4). Hz. Peygamber (s.a.v.) de sihir yapmayı yedi büyük günah arasında saymıştır (Buhari, Müslim).
    Cahiliye devrinde sihir/büyü çok yaygındı. Cincilik, kahinlik, yıldızlardan hüküm çıkarmak, fal oklarına başvurmak, iplere düğüm atıp üflemek gibi işlemler yapılırdı. Müşrikler bu durumun da etkisiyle işi, Kur’an’ın bir sihir eseri olduğunu ileri sürmeye kadar vardırmışlardı (Sad,4; Zariyat,52).
    Büyücülerin her şeyi bildiği, başaramayacakları şeylerin bulunmadığı şeklindeki inançlar İslam’a aykırıdır. Bu yüzden bazı müslüman alimler (İmam Ebu Hanife, Ebu Bekir er-Razi, İbn Hazm, Ebu Cafer el-Esterebazi,Ebu Bekir Cessas) gerçekliği bulunmayan bir aldatmaca ve safsata olduğu gerekçesi ile büyünün gerçekliğini reddetmişlerdir (Bkz. Cassas, Ahkamü’l-Kur‘an; Nevevi,Ravda) sihrin gerçek yönü ve etkisi vardır. Fakat Allahu (cc)'nın dilemesi olmadan sihrin kimseye zararı dokunmaz. 

     Ömer Nasuhi Bilmen  Büyük İslam İlmihalinde:
    "Sihrin (büyünün) bir gerçek tarafı var mıdır, yoksa bir sanattan, bir göz bağcılıktan ibaret midir? Üç imama göre, sihrin gerçek bir yönü vardır. Bazı büyüler Yüce Allah'ın dilemesiyle tesir ederler. Kur'an-ı Kerim’de yer alan ayetlerle, bazı hadislere dayanan bir kısım İslam alimleri büyünün bir hakikati olduğunu ve tesir ettiğini, bunun şerrinden Allah'a sığınmak gerektiğini söylemişlerdir.

    Kur’an-ı kerimde ve hadislerde  Sihirden bahs eder.Kur’an-ı kerimde bulunan.bu ayetlerin en uzunu Bakara suresi 102. Ayetidir: Onlar, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurup söylediklerine uydular. Gerçek şu ki Süleyman kafir olmadı, fakat şeytanlar kafir oldular; çünkü insanlara sihri, Babil’de iki meleğe, Harut’la Marut’a indirileni öğretiyorlardı. Halbuki bu iki melek, "Biz ancak imtihan vasıtasıyız; sakın küfre sapma!" demedikçe hiç kimseye bilgi vermezlerdi. Fakat onlar bu iki melekten, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa Allah’ın izni olmadıkça onunla hiç kimseye zarar veremezlerdi. Yine de kendilerine fayda sağlayanı değil zarar vereni öğreniyorlardı. Andolsun onlar, bunu (sihir) satın alan kimsenin ahiretten nasibi olmadığını çok iyi biliyorlardı. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür, bir bilselerdi!
    Hadislerde de sihir sıkça geçer nitekim Hz.Peygamberimizede sihir yapılmıştır.
    Peygamberimize büyü yapılması ile ilgili rivayetlerden biri, Onun bütün hallerine vakıf olan sevgili eşi ve müminlerin annesi Hz. Aişe (r.a)’den gelen rivayet şöyledir:
    “Beni Züreyk Yahudilerinden Lebid b. el-A’sam tarafından Hz. Peygamber (s.a.v)’e sihir yapıldı. Öyle ki, Rasulullah (s.a.v) yapmadığı bir şeyi yaptım vehmine düşüyordu. Bir gün benim yanımda iken Allah'a dua etti, sonra tekrar dua etti. Ve dedi ki:
    “Ey Aişe, hissettin mi, sorduğum hususta Allah bana fetva verdi?”
    “Hangi hususta Ey Allah'ın Resülü?” dedim.
    “İki kişi bana gelip, biri başucumda, diğeri de ayak tarafımda oturdu. Biri diğerine:
    “Bu zatın rahatsızlığı nedir?” dedi. Öbürü: “Büyüdür!” dedi. Önceki tekrar sordu: “Kim büyüledi?” Diğeri: “Lebid İbnu'l-Asam adındaki Beni Züreykli bir Yahudi.” diye cevap verdi. Öbürü:
    “Büyüyü neye yaptı?” dedi. Arkadaşı: “Bir tarakla saç döküntüsüne ve bir de erkek hurma tomurcuğunun içine!” cevabını verdi. Diğeri:
    “Pekala, şimdi nerede?” diye sordu. Arkadaşı: “Zervan kuyusunda!” cevabını verdi.”
    Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) Ashabından bir grupla birlikte (r.a) kuyuya gitti, ona baktı, kuyunun üzerinde bir hurma vardı. Sonra benim yanıma dönüp:
    “Ey Aişe! Allah'a yemin olsun, kuyunun suyu sanki kına ıslatılmış gibi (bulanık) ve (o kuyu iIe sulanan) hurma ağaçlarının başları da sanki şeytanların başları gibiydi!” dedi. Ben:
    “Ey Allah'ın Resülü! Onu (kuyudan) çıkardın mı?” diye sordum. “Hayır” dedi ve ilave etti:
    “Bana gelince, Allah bana afiyet lutfetti ve şifa verdi. Ben ondan halka bir şer gelmesine sebep olmaktan korktum!”
    Resulullah onun gömülmesini emretti ve yere gömüldü.” (Buhari, Müslim)

    Sihir yapmanın, bununla meşgul olmanın hükmü hususunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Nevevi der ki:
    "Sihir yapmak haramdır, büyük günahlardan olduğunda alimler arasında ittifak vardır. Resulullah (sav) sihir yapmayı yedi büyük günahtan biri saymıştır."
    Ancak, sihrin öğrenilmesi de öğretilmesi de haramdır. Bazı alimler iki sebebe binaen sihir öğrenmeye cevaz vermişlerdir:

    1. İçerisinde küfür olan sihirle, küfür olmayan sihrin farkını görmek ve göstermek için.

    2. Kendisine sihir yapılmış olan bir kimseden sihri kaldırmak için.
    Sihirden kurtulmanın yolu:  
     Sihire ve büyüye karşı en etkili çözüm, Allah’a sığınmak ve ona güvenmektir. Hz. Peygamber (s.a.v.), her şeyin şerrinden Allah’a sığınarak sürekli Felak ve Nas sureleri ile Ayete’l-kürsi’yi okumuştur (Buhari,Tirmizi). Ayrıca o, torunları Hz. Hasan ve Hüseyin’i (r.a.) nazar, büyü ve benzeri olumsuzluklardan korumak için şu duayı okumuştur:
     
    “Her türlü şeytan ve zehirli hayvanlardan ve bütün kem gözlerden Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.” (Buhari, İbn Mace).

    Sihiri/Büyüyü bozmak için sihirbaza gitmek haramdır.Bunun yanında büyüye maruz kalan kimsenin, şifayı Allah’tan umarak güvendiği insanlara müracaatla kendisine Kur’an okutması ve dua ettirmesinde sihir ve büyüyü bozdurmasında bir sakınca yoktur.

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.