ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
32,6497
EURO
34,9312
ALTIN
2.446,48
BIST
10.478,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
26°C
İstanbul
26°C
Parçalı Bulutlu
Cumartesi Açık
28°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Az Bulutlu
29°C
Salı Az Bulutlu
29°C

KABİR AZABI VAR MIDIR?

13.01.2020 00:00
A+
A-

Modernistlerin sıkça gündeme getirdiği bir konu olarak kabir azabının varlığı ve yokluğu aslında Müslümanların meselesi değildir. Müslümanlar bu ve buna benzer konuları Kur’an ve sünnet eksenli araştırmalarla çözmüşlerdir. Neo mutezileciler yada çakma mutezilecilerin son zamanlarda bu ve benzeri konuları tartışmaya açmaları yeni gibi görünse de aslında köklerinin çok eskilere dayandığını biliyoruz. Ulemamızın bu gibi konuları, Kur’an ve sünnet kaynaklı yaptığı titiz ilmi çalışmalarla sonuçlandırdığını görüyoruz. İslami ilimlerle uğraşan herkes bilir ki bu konuda çok sayıda muhtelif eserler ortaya koymuşlardır.

Akidevi ve ameli konularda ümmetin kafasını karıştırmak, din üzerinde birtakım mesnetsiz algılar oluşturarak seküler bir din anlayışı oluşturmak isteyen kişi ve gruplar vardır. Bunlar sanki bu meseleler hakkında hiç konuşulmamış, tek bir söz bile edilmemiş gibi, 1400 küsür yıl sonra sivri zekalarıyla yeni şeyler bulmuş gibi gündeme getirmektedirler. Ümmetin akidesini bozmaya yönelik bu tür girişimlere karşı zamanımızın alimlerine görev düşmektedir. Alimlerimiz bu alanda oluşmuş anlayışın kaynağının Kur’an, sünnet ve muktesabatımızda var olduğunu; akli ilmi zamanın ruhuna uygun ortaya koymaları gerekmektedir. Ancak bu şekilde zamanın fitnesi olan bu yeni anlayışa karşı durulabilir.

 İslam dininde, kabir azabının gerçek olduğu isbat edilmiş bir husustur. Her ne kadar Kur’an'da serahaten belirtilmemişse de  İşareten kabir azabı (Berzah) belirtilmiştir. Bunun delili, 
Firavun ve halkından söz eden şu ayetlerdir:
"Firavun'un kavmini kötü bir azap kuşatıverdi. Onlar sabah akşam o ateşe sokulurlar, kıyametin gerçekleşeceği gün de:" Firavun'un ailesini en şiddetli azaba sokun!" (denilecek). (Gafir 46)
Bu ayetten anlaşılıyor ki kıyametten önce Firavun ve halkı kıyamet öncesine kadar sabah-akşam azaba sokulacaktır. Bu da kabirde olacaktır. Kıyamet kopunca da azap meleklerine onların daha şiddetli bir azaba sokulması emri verilecektir ki bu da cehennem azabıdır.
Kafir ve fasıklar için bir başka ayette şöyle buyurulmaktadır:
"En büyük azaptan önce, onlara mutlaka en yakın (veya daha az) azaptan tattıracağız. Olur ki (imana) dönerler." (Secde 21)
Tefsir âlimlerinin bildirdiğine göre en yakın (veya daha az) azap kabir azabı, en büyük azap ise kıyamet gününün azabıdır.

Ayrıca Nuh kavminin suda boğulmasının ardından ateşe atıldığını (Nuh 25) bildiren ayetler de Ehl-i sünnet alimlerine göre kabir azabına ilişkin delillerdendir.
Bunların dışında, iyilerle kötülere dünyada ve ahirette yapılacak muamelenin aynı olmayacağını (Casiye 21-22), münafıkların iki defa azap gördükten sonra büyük bir azaba maruz bırakılacağını (Tevbe 101), kafir ve münafık olanlara cehennemdeki büyük azaptan önce yakın bir azabın tattırılacağını (Secde21; Tur47) belirten ayetler de kabir azabına işaret eden deliller arasında zikredilir.

Şehitlerin hayatta olduklarını, Allah (cc)katında rızıklandıklarını, bu sebeple de onlara “ölü” demeyi yasaklayan ayet (Bakara 154) de berzah hayatının kuvvetli delillerindendir.Hasan Basri, şehitlerin Allah (cc)’nın katında hayatta olduklarını; rızıklarının ruhlarına arz edildiğini ve onlara bunun rahatlık ve ferahlığının ulaştığını; bunun da tıpkı Firavun ailesinin ruhlarına sabah akşam ateşin arz edilip kendilerine acı ve ıstırabın ulaşması gibi olduğunu söylemiştir.

Razi,  şehitlerin hayatta olduğunu bildiren Bakara Suresi’nin 154. ayetini, Allah’a itaat edenlere kabirlerinde sevaplarının ve mükâfatlarının ulaştığına delil olarak görür. Izz b. Abdisselam, şehitlerin Berzah’ta hayatta olduklarını, Cennet’teki hallerini ise bütün mü’minlerin bildiğini söyler. 27 Ayetin, “Bilakis onlar hayattadırlar, lakin siz anlayamazsınız!” kısmı, berzah hayatının dünya hayatından farklı olduğunu göstermektedir. Berzah hayatı, dünyadaki canlıların hissedebileceği türden değildir. Akılla da idrak edilemez, ancak vahiyle bilinebilir. Bu sebeple bir kimsenin kabri açıldığında onun nimet içinde mi yoksa azap altında mı olduğu anlaşılamaz. İki kişi yan yana konulsa biri azap çekerken diğeri nimetler içinde olabilir ve bunu dışarıdan bakan biri anlayamaz. Bu sebeple Berzah hayatının şartları ile Dünya hayatının şartları birbirine kıyas edilemez.

Kur’an’dan sonra ikinci kaynağımız olan Hadislerde de kabir azabı ile ilgili onlarca sahih hadis vardır. 
Sahih Kütüb-i Sitte’de (En sahih altı hadis kitabında) geçen bir hadis-i şerif de şöyledir:
İbn Abbas şöyle demiştir: "Hazreti Peygamber (sav) Medine’deki (veya Mekke’deki) bahçelerden birine uğradı. Kabirlerinde azap gören iki insanın sesini duydu. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
   “ikisi azap görüyorlar. (Kendilerince) büyük bir günah sebebiyle azap görmüyorlar. Oysa ki bu büyük bir günahtır. Birisi idrarından sakınmazdı. Diğeri ise insanlar arasında laf getirip götürürdü (koğuculuk yapardı)”. 
   Sonra bir dal istedi. Dalı ikiye ayırarak her birinin kabrinin başına bir parçasını koydu.
   Ona: “Ey Allah’ın Resulü bunu niçin yaptın” diye soruldu. şöyle buyurdu: “Umulur ki bu dallar kurumadıkça onların azabı hafifletilir”.(Buhari)

Hz. Peygamber'in (sav) de: "Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe, veya cehennem çukurlarından bir çukurdur" buyurduğu bilinmektedir. Hadisteki "cehennem çukurlarından bir çukur" ifadesi kabir azabının hem varlığını, hem de devamlı olduğunu bildirmektedir. Biz bu azabın nasıl olduğunu bilmesek de durum budur.
Hz. Peygamber (sav), bir başka hadisinde kabir sorgusundan söz etmiş, kafire münker ve nekir meleklerinin sorduğu sorulara kafir cevap veremeyince uçları eğri demirlerle kafirlerin başına vurulacağını, bundan acı duyup feryad edeceğini bildirmiştir.

Bir diğer hadiste şunlar anlatılıyor: Hz. Peygamber'in(sav) kızı Zeyneb vefat ettiğinde Rasulullah (sav) üzgün bir şekilde cenaze merasimine çıkmış, defin sırasında kabre inmişti. Kabirden çıkarken mübarek yüzü renkten renge giriyor idi. Bunun sebebi sorulduğunda: "Kızım hasta bünyeli bir kadındır. Ölümün ve kabrin sıkıştırmasının şiddetini hatırladım da Allah (cc)'a dua edip, kızımın bu kabir sıkıştırmasını hafif geçirmesini diledim" buyurdular. Kabrin içine konan cenazeyi sıkıştırması da bir çeşit azaptır. Demek oluyor ki kabir azabı vardır.
Kabir zabanın varlığı icmaen de sabittir. Bu ümmetin alimleri kabir azabının var ve hak olduğunda ittifak etmişlerdir. 
İmam-ı Azam hazretleri şöyle der: Kabirde ruhun cesede iade edilmesi, kafirleri ve bazı günahkar Müslümanları kabrin sıkması ve onlara azap edilmesi haktır. (Kavlü-l fasl)
İmam-ı Suyuti hazretleri şöyle der: Her ölünün ruhu, cesedine, bilmediğimiz bir halde bağlıdır. Ruhların kendi cesetlerine tesir ve tasarruf etmelerine ve kabirde bulunmalarına izin verilmiştir. Ölü kabirde çürüse de ruhun bedenle olan bağlılığı bozulmaz. (El-mütekaddim)
İbni Kayyim şöyle der: Kabir azabı ve Münker ile Nekir adlı meleklerin kabirde ölüyü sorguya çekmesi ile ilgili Peygamber Efendimizden gelen hadisler pek çok olup, bunlar mütevatirdir. (Kitabu’r-Ruh)

 İmam Rabbani hazretleri şöyle der: "Kabir azabı, ahiret azaplarındandır. Dünya azabına benzemediği gibi, rüyada görülen azaba da benzemez." (Mektubat)
İmam Gazali hazretleri şöyle der: "Kabir azabı, ruha ve cesede birlikte olacaktır." (İhya-i Ulumiddin)

Ayet, hadisler ve icmada da gördük ki kabir hayatı vardır ve haktır. Kabir hayatı akidevi bir meseledir. Kabir hayatını inkar küfürdür.

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.