ref: refs/heads/v3.0
enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
DOLAR
31,2235
EURO
33,8728
ALTIN
2.044,91
BIST
9.062,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
14°C
İstanbul
14°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
12°C
Cumartesi Az Bulutlu
13°C
Pazar Az Bulutlu
15°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
13°C

Nejdet Demirel

Uzun metrajlı araştırma yazıları kaleme alan Nejdet Demirel, Orta Doğu başta olmak üzere İslam dünyasının içinde bulunmuş olduğu sorunları anlatan pek çok yazısı; farklı gazete, dergi ve dijital platformlarda yayınlanmıştır.

    SULTAN ALPARSLAN ve Şİİ FATIMİ’LER İLE OLAN MÜCADELESİ

    26.06.2020 00:00
    A+
    A-

    YAZININ SESLİ ANLATIMI

    Sultan Alparslan’ın tarihin tozlu raflarında kalmış, pek fazlada üzerinde durulmayan bir özelliğine dikkat çekmek istiyorum. Sultan Alparslan’ın İslam ümmetine sunduğu en büyük hizmeti ne olmuştur derseniz? iktidarı boyunca “Şii Fâtımiler’e” karşı verdiği amansız mücadeleyi ilk sırada sayabiliriz. Bu büyük devlet adamının gayreti, çabası ve bu mücadelesi ne yazık ki, kitaplarda olması gerektiği kadar kendine yer bulamamıştır.

    Selçuklu sultanı Çağrı beyin oğlu olan Alparslan, 20 Ocak 1029 tarihinde dünyaya gelmiştir. Asıl ismi pek bilinmesede “Muhammed Alparslan’dır.” Amcası Tuğrul bey’den sonra 27 nisan 1064’te tahta çıkmıştır. Alparslan henüz küçük yaşlardayken babası Çağrı bey’in hastalanması üzerine devlet yönetimini geçici bir süre ele alarak, büyük tehlike arz eden Gazneli saldırılarını durdurmayı başarmış ve  Karahanlı beyliğine karşıda büyük bir zafer elde etmiştir. Bu başarıları Küçük yaşlarda olmasına rağmen, kendisine büyük itibar ve şöhret kazandırmıştır.

    1064’te tahta çıktığında ilk iş olarak kendisine yapılan isyanları bastırmakla işe koyulan Muhammed Alparslan, ümmetin başına bir karabasan gibi çöken, Şii Fâtımiler devleti’nin ortaya çıkardığı tehlikeyi görmüş ve bu doğrultuda bir dizi tedbirler alma yoluna gitmiştir.

    Asıl dikkat çekmek istediğimiz konu burdan sonra başlıyor. Sultan Alparslan’ın Şii Fâtımiler devleti ile olan mücadelesi, Malazgirt’te 10 ağustos 1071’de Romen Diyojen komutasındaki Bizanslara karşı kazanılan savaş kadar önemli olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum.
    Nedenine gelince :
    Şii Fâtımi hanedanı, Ubeydullah Sa’id tarafından Mısır topraklarında kuruldu. Kurucusunun ismine nisbetle Ubeydiler denildi. Soylarının hazreti Fatıma’ya dayandığını iddia ettikleri için Fâtımiler adını aldılar. “Kuzey Afrika, Mısır, Filistin ve Suriye’de” 910 – 1171 yılları yaklaşık 270 yıl hüküm sürdüler.
    Şiilik inancının İsmâili’ye koluna dayanan ve daha çok şii itikadı’nın batini yönünü referans alan Fâtımi devleti, Abbasi halifesinin savaşlar ve iç çekişmeler sonucu zayıflayan devlet yapısından faydalanarak, Mısır’da ikinci bir hilafet merkezi kurmayı başarmışlardır.

    Fâtımi devleti yayılmacı siyaset anlayışını iki ana eksen üzerine inşa etmiştir.
    1- Özel olarak yetiştirilen Dâiler (tebliğ eden kişiler) vasıtasıyla gidilen beldelerde insanlara, şiilik öğretisi anlatılarak demokrafik yapı Fâtımi’ler lehine değiştirilmeye çalışılmıştır.
    2 – Propaganda yapılan yerlerde istenilen taraftar kitlesi oluşturulduktan sonra, askeri operasyonlar yapılarak O bölgenin kontrolünü ele alınıyordu. Bu tarz yöntemler kullanılarak, Abbasi halifesine bağlı pek çok bölge üzerinde otorite kurulmuş ve Fâtımi devlet başkanı adına hutbe okutulup sikke (madeni para) basılmıştır.

    Fâtımi’ler açtıkları eğitim kurumlarıyla şiiliği yaymaya çalışmışlardır. Yetiştirilen dâiler vasıtasıyla farklı beldelerde, ehli beyit sevgisi adı altında insanlar dini duyguları istismar edilerek kandırılıp taraftar yapılmıştır. Fâtımi yayılmacılığı’nın çok tehlikeli boyutlara ulaştığını fark eden Sultan Alparslan, mücadelenin yanlızca askeri tedbirlerle yeterli olmadığını görmüş olacak ki, eğitim alanında köklü adımlar atmaya karar vermiştir. Özellikle veziri Nizâmülmülk’ün tavsiyesine uyarak, Ehli sünnet ekolünü savunucak binlerce Alimin yetişeceği Nizamiye medreseleri’nin kuruluşuna bizzat öncülük edecektir.

    Orta Çağ İslam dünyasının en önemli eğitim ve öğretim kurumlarından biri olan Nizamiye Medreseleri, Selçuklu veziri “Nizâmülmülk” tarafından devrin sapık düşüncelerine karşı İslam itikadını korumak amacıyla temelleri atılmış önemli bir çalışmadır diyebiliriz. Nizâmülmülk, halkı Şii bâtıni düşünceye karşı korumak ve Ehli Sünnet akidesini güçlendirmek için, ülkenin her tarafına bu medreselerden açılması için Sultan Alparslanı özellikle teşvik etmiştir. Yeri gelmişken değinmeden geçmiyelim, Alparslan’dan sonra yerine geçen oğlu “Sultan Melikşah,” Nizamiye Medreseleri’ne sahip çıkmış sunulan devlet desteğini aynen devam ettirmiştir. Selçuklu Devleti, sahip olduğu imkanları bu medreselerin varlığını sürdürmesi için seferber etmiştir. Şii Fâtımi devletinin sebep olduğu fitne ateşi, Kudüs fatihi “Selahaddin Eyyubi” tarafından Fâtımi devletini yıkarak son noktayı koymasıyla tarihteki serüvenini tamamlamıştır.

    Kaderin cilvesine bakın ki,
    Sultan Alparslan kuşatıp teslim aldığı berzem Kalesi’nin komutanı Yusuf tarafından şehit edilecektir. Vezirlerin veziri Nizâmülmülk ve Sultan Melikşah ise, Şiiliğin bir kolu olan Hasan Sabbah’ın kurduğu Haşhaşiler tarafından şehit edildiğini tarihi kaynaklardan öğrenmiş olacağız.
    “Rabbim bu değerli devlet büyüklerimize merhametiyle muamelede bulunsun ve onları Cenneti alaya dahil etsin.”

    İşin sosyolojisini ele alacak olursak, Allahu alem eğer Sultan Alparslan ve veziri Nizâmülmülk tarafından yukarıda anlatmaya çalıştığımız çok kritik öneme haiz adımlar atılmamış olsaydı, konuşacağımız bambaşka konular olacaktı. Sadece küçük bir örnek vermek istiyorum : “sahabeye küfür eden, peygamberin eşine kem gözle bakan, sapık itikat anlayışına sahip şuan 1,5 milyara yakın Şii taraftarını konuşuyor olacaktık. Azınlık olmalarına rağmen yaptıkları zulüm ve katliamlar ortadayken, şimdi tam tersi bir durumu hayal edelim, Şii nüfus çoğunlukla, Sünni nüfus ise azınlıkta olsaydı varın gerisini siz düşünün.

    Şii Fâtımi devleti eliyle binlerce masum Sünni Müslümanın öldürülmesi farklı beldelerin demografik yapısının değişikliğe uğratılması gibi konuların işlendiği pek çok eser neşredilmiştir. Bu konularla ilgili detaylı bilgi edinmek isteyen, batılı yazarların da içinde bulunduğu tarihçiler tarafından yazılmış eserlere bakabilirler.

    Ordinaryüs profesör tarihçi “Fuat Köprülü” bu meyanda şu tespitleri yapmıştır :
    “Selçuklu hükümdarları “Şii Fâtımiler devletine” karşı Abbasi halifesine yardımcı olup destek vererek, Sünni İslam ekolünü büyük tehlikelerden korumuşlardır.

    ALLAHIM BİZİ GAZABA VE SAPIKLIĞA UĞRAYANLARIN ŞERRİNDEN KORU. BİZLERİ KURAN’DA ÖVDÜĞÜN, ÖRNEK GÖSTERDİĞİN PEYGAMBER EFENDİMİZİN ARKADAŞLARININ YOLUNDAN AYIRMA (AMİN)

    selam ve dua ile

    Yazarın Diğer Yazıları
    Yorumlar

    Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.